| ŞİİR GÜLİSTANININ EN NADİDE ÇİÇEĞİDİR İMBİKTEN DAMLALAR |
|
|
ŞİİR GÜLİSTANININ EN NADİDE ÇİÇEĞİDİR
İMBİKTEN DAMLALAR
“Yalnızlık öz kardeşim vuslatsa ecelimdir.
Zulmeti yenen güneş benim tek tesellimdir!”
Mehmet Nuri PARMAKSIZ


Salı geceleri Türkiye Polis Radyosunda Mehmet Nuri PARMAKSIZ tarafından hazırlanan ve sunulan, şiirin, edebiyatın konuşulduğu, ara ara şiirlerin okunduğu, yapılan kültür etkinliklerinin mikrofonlara taşındığı İmbikten Damlalar, her zaman ki gibi Süveyda’ya yazılan o tılsımlı mektuplardan biriyle, 3.Mektupla başladı.
SÜVEYDA’YA MEKTUP 3
Söylesene Aristo sen hiç âşık oldun mu? Beşeriyete dair söylemlerinde basiretinin merkezine mihenk taşı olarak aşkı, gönlü ve feryâtları koydun mu? Sonunda elem duyacağını bile bile her lahza aşığına koştun mu?
...
Ey uykusuz gecelerimin sabahında doğan fecir, bana yol göster. Dert ortağım rüzgâr, gönlümün aşk dolu nağmelerini sevdiğime götür.
Mehmet Nuri PARMAKSIZ
Şiiri ve edebiyatı seven herkese faydalı olmayı amaçlayan İmbikten Damlalar her hafta birbirinden değerli konuklarını ağırlamaya devam ediyor Gölgede Kalanlar köşesinde.
Bu haftaki konuklarından ilki Bursa’dan Fide Erken idi programın. Erken, sanatı hassasiyet olarak tanımladı. Gecenin özel konusu olan yalnızlığı ise sessizlik olarak algıladığını ifade etti ve eskilerde kalan komşuluk ilişkileri üzerinden yola çıkarak komşu evlerin kapılarının hep açık olduğunu, amcaların, teyzelerin orada olduğunu bilmenin verdiği rahatlığın yürekleri ısıttığını ancak günümüzde betonlaşan binalarda kimselerin birbirini tanımadığını ve insanların yalnızlaştığını dile getirdi. Erken, dinleyenlerle “Güzel Sözcükler Yağmur Olsun” isimli şiirini paylaştı.
GÜZEL SÖZCÜKLER YAĞMUR OLSUN
Sesler kaybolmuyorsa uzayda, birikiyorsa bir yerlerde bütün sözcükler güzel şeylerden bahsedelim birbirimize sevgiden, dostluktan, barıştan ve insanlıktan.
Belki o zaman, toplanır bütün güzel sözcükler sevgi yağmuru olarak geri dönerler yağarlar savaşların üzerine söndürürler kalplerdeki kinleri.
Ne kadar çok yağarsa sevgi yağmurlarından o kadar işlemez olur silahlar
Atalım bütün kötü sözcükleri bir tarafa güzel sözcükler üretelim daima gökyüzünde toplansın sevgiden bulutlar yağsın damla, damla bütün dünyamıza biriksin damlalar bitsin savaşlar!
Fide ERKEN
Programın ikinci konuğu ise Düzce’den Metin Işık idi. “Aşk” kelimesini Ah / Şems / Kamer olarak tanımlayan Işık “Sanat tahayyülle ilgilidir. Şiir, insanın gözünün gördüğü herhangi bir objenin, nesnenin kâğıda düşmesidir. Cirit nasıl ata sporumuzsa şiir de ata sanatımızdır. Ben, şiiri 5.Cemre olarak düşünüyorum çünkü şairin tahayyülünü kâğıda düşürmesi, somuttur.”dedi.
İnsanların duygularını bazen resimle, bazen müzikle, bazen şiirle kısaca sanatın başka başka dallarıyla anlattığının altını çizen Mehmet Nuri Parmaksız “Biz irticalen şiir söyleyen bir milletiz. Başka hiçbir millet yok ki konuşurken bir anda doğaçlama şiir okuyabilsin. Sanatçının hangi yeteneğinin öne çıktığı, farklı bakıp, farklı gözlemlemesi ve bunu dışarıya dökebilmesidir asıl olan. Şiir, gönle düşendir.” diyerek düşüncelerini paylaştı dinleyenleriyle.
Gecenin özel konusu olan “yalnızlık ve mutluluk” kavramlarını “İnsanların zaman zaman yalnızlığa kimi zaman da kalabalığa ihtiyacı vardır. Kişinin bazen kendi içsel dünyasına dönmesi ve kendi kendiyle kalması gerekmektedir. Lakin bu, salt bir yalnızlık ve salt bir mutluluk olmamalıdır.” diye tanımlayarak bir şiirini seslendirdi İmbikten Damlalar’ın dinleyicileri için, Metin Işık.
“Firkat İçinde Vuslat” ve “Beni Yalnız Bırakın” isimli şiirlerini seslendirerek dörtlükler okuyan Parmaksız, Bilal Dilsiz’den “Hasretle Beklerim Gelen Baharı” Sezai Karakoç’dan “Mona Roza” Atilla İlhan’dan “Ben Sana Mecburum” isimli şiirleri de yorumladı.
BENİ YALNIZ BIRAKIN
Düşmüşüm bir kuyuya çıkaranım yok benim Karşımda görsem seni o an titrer bedenim Elime geçen şansı bir sözle yok edenim Bitsin artık bu akın beni yalnız bırakın
Size anlatılanlar inanın ki masaldı Deryâda kullandığım derme çatma bir saldı Gelen büyük fırtına onu da benden aldı Ölümüm zaten yakın beni yalnız bırakın
Bana aşkı sormayın ben aşktan ne anlarım Beklemiştim kapında geçti o zamanlarım Tanıyınca ben seni bitmedi amanlarım Sonu geldi bu aşkın beni yalnız bırakın
Sükûtu kilit yaptın kırılsa da kanadım Beklemediğin bir gün ulaşır sana yâdım Yazdığım bu şiirle yaşayacaktır adım Aşkım büyük bir yangın beni yalnız bırakın.
Mehmet Nuri PARMAKSIZ
Teknik masada Hüsnü Doğan ve Bilal Dilsiz görevliydi. Zekai Tunca, Onur Akın, Tual ve Barış Manço şarkıları ile keyifli dakikalar yaşattılar İmbikten Damlalar’ın dinleyicilerine. Yunus Emre, Yahya Kemal Beyatlı, Yusuf Yanç (Karamanoğlu Mehmet Bey) Yusuf Kamil Paşa (Fenelon’dan Telemak- İlk çeviri roman) Fuzuli ise sorulardan süzülerek programa konuk olan üstatlar arasındaydı.
Cebeci Kız Teknik Anadolu Lisesinden Fatmagül Avcı’da programa telefonla bağlanan konuklardandı. Avcı, Mehmet Nuri Parmaksız’ın “Kelebek Ömrü” ve Ahmet Selçuk İlkan’ın “Geleceğim Ol” isimli şiirlerini okuyarak programa renk kattı.
GELECEĞİM OL
Denize dökülen bir ırmak gibi Öyle ak içime öylesine dol Yarına açılan bir yaprak gibi Unuttur mazimi geleceğim ol
Hasretin yerini müjdeler alsın Bırakta mutluluk kapımı çalsın Bütün acılarım dünlerde kalsın Unuttur mazimi geleceğim ol
Yorgunum yıllardır hep beklemekten Yorgunum gönlüme sabır ekmekten Kurtar artık beni hasret çekmekten Unuttur mazimi geleceğim ol Bir ömür boyunca seveceğim ol.
Ahmet Selçuk İLKAN
Hicran saati geldi diye üzülmeyin sakın; hatırlayın ki Türkiye Polis Radyosunda her Salı akşamı vuslat zamanı. Siz sadece hoşça bakın zatınıza.
Sibel UNUR ÖZDEMİR
|
|
| BEYPAZARI’NDAN İLESAM GEÇTİ-İLESAM BEYPAZARI’NDA ÖĞRENCİLERLE BULUŞTU |
|
|


BEYPAZARI’NDAN İLESAM GEÇTİ
İLESAM BEYPAZARI’NDA ÖĞRENCİLERLE BULUŞTU
Geleceğin teminatı olan gençleri, telif hakları ve korsana karşı bilinçlendirmeyi, edebiyata, şiire, sanata, kültüre olan ilgilerini arttırmayı, idareci ve öğretmenlerle beraber öğrencilere ulaşmayı hedef edinen ve bu kapsamda okul ziyaretlerine devam eden İLESAM, 09.05.2012 tarihinde Başkenttin güzide ilçelerinden birinde; Beypazarı’nda idi.


İLESAM, Beypazarı Milli Eğitim Müdürlüğü ve Beypazarı Belediye Başkanlığının işbirliği ile organize edilen “Beypazarı Kültür ve Sanat Gezisi” etkinliğinde İLESAM Üyesi 30 şair-yazar ve sanatçı Beypazarı’ndaki İlköğretim ve Ortaöğretim Okullarındaki öğrencilerle bir araya geldi.


Beypazarlı Şair Gülten Ertürk ve arkadaşları tarafından karşılanan İLESAM Ailesi, Beypazarı Ticaret Meslek, Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi öğrencileri tarafından hazırlanan ve İlçenin mutfak kültürünü yansıtan bir kahvaltının ardından dörder kişilik gruplara ayrılarak çeşitli okulları ziyaret etti.
Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliğinden;
“Mehmet Nuri PARMAKSIZ, Suna GÜVEL, İsmail TUNÇ, Âşık ŞEFKATİ Anadolu Öğretmen Lisesini,
İlter YEŞİLAY, Nur ERSEN, Ayten ÇINAR, Zehra TEKİN Beypazarı Kız Teknik Ve Meslek Lisesini,
Arif BÜK, Vedat FİDANBOY, Nevzat DOĞANAY, Gülten ERTÜRK Beypazarı Lisesini,
Murat DUMAN, İbrahim İMER, Ahmet YILDIRIM Beypazarı Endüstri Meslek Lisesini,
Ahmet EROĞLU, Nurettin Gür OZANOĞLU, Bilal DİLSİZ, Fatma ALADAĞ ÖZCAN Namık Kemal Karaoğuz Vakfı Anadolu Lisesini,
İsa KAYACAN, Ozan SEVDAİ, Davut CÖMERT, Durak Turan DÜZ Beypazarı Anadolu İmam Hatip Lisesini,
İsmet Bora BİNATLI, Cemal TUZCUOĞULLARI, Feyzullah SEÇKİN, Saim YAYLAGÜL, Rıfat KAYA Beypazarı Ticaret Meslek Lisesini,
Salih KOZAN, Kemal ARSLAN, Sibel Unur ÖZDEMİR, İbrahim ENGİN Tolunay Özaka Anadolu Sağlık Meslek Lisesini” ziyaret ederek okul kokusunu ciğerlerine çektiler, çocukların cıvıltılarını işittiler ve öğrencilerin ışıldayan gözleriyle buluştular.
Öğrenciler ise belki de ilk kez bir yazar, bir şairle tanışmanın, onları bu kadar yakından görüp dinlemenin, merak ettikleri soruların cevaplarını öğrenmenin hazzını yaşadılar.


Kitaplarını kendilerine imzalayarak hediye eden şair ve yazarların hayatlarında önemli bir yer tutacağı gün gibi ortadaydı çünkü çoğu ilk kez bir yazardan ya da şairden imzalı kitap alma şansını yakalamışlardı. Okulların bu etkinliğe verdiği önem, öğrencilerin onları ziyarete gelecek olan yazar ve şairlerin hakkında ön çalışma yaparak özgeçmişlerini incelemesi, eserleri hakkında bilgi sahibi olması, şiirlerini öğrenmesi ve sinevizyon gösterisi hazırlaması bunun en güzel göstergesiydi.

Benim de içinde bulunduğum grup arkadaşlarımla birlikte ziyaret ettiğimiz Tolunay Özaka Anadolu Sağlık Meslek Lisesi Müdürü Meryem ÜNAL TOPCU, Müdür Yardımcısı Hurşit ÇAĞLAYAN ve Turan TANRISEVER, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Çiğdem ACAR bizi öyle sıcak duygularla karşıladılar ki bir anda sevgi deryası içinde buluverdik kendimizi.




Aynı duygu seli öğrencilerle buluştuğumuz anda da kendini gösterdi ve etkinlik tamamlandığında bile birbirimizden ayrılmak istemedik. Okul Müdürü Meryem ÜNAL TOPÇU’nun da şiir tutkusunu ve yazdığı şiirler olduğunu öğrenmek ve o şiirlerinden birini bizlerle ve ilk defa öğrencileri ile paylaşması bizleri, ayrıca mutlu etti. Öğrenciler bizleri yapmış olduğu araştırmalardan tanıyorlardı.
Biz onlara şiiri, öyküyü, sanatı, hayatı, sevgiyi anlattık, kitap okumanın önemine değindik, neden okumaları gerektiğinin üzerinde durduk, daha önce ismini duymadıkları İLESAM’ı anlattık, İLESAM’ın hizmetlerinden bahsettik, telif haklarının ne kadar önemli olduğunu vurguladık, neden korsan yayın almamaları gerektiğinin altını çizdik, sohbet aralarında çeşitli temaları içeren şiirler okuduk.
Biz, şiirlerimizi seslendirirken bir öğrencinin fon müziği seçimleri eşlik etti mısralarımıza. Onların, bizlere yönelttiği birbirinden ilginç soruları cevapladık. Etkinlik sonrasında imzalı kitaplarımdan almak için etrafımı kuşatan öğrencilerin heyecanları gözlerinden okunuyordu. Ortanca Dergisi sahibi İbrahim Engin ise Ortanca Dergilerinden hediye etti öğrencilere. Ve tabii tüm öğrencilerin okuyabilmesi için okul kütüphanesine ve öğretmenlerimize de imzalı kitaplarımdan hediye ettim. Yaklaşık iki saat önce tanıştığımız öğretmenlerimizden ve öğrencilerimizden ayrılmak onlar içinde bizim içinde zor oldu.

Bizlere ev sahipliği yapan öğretmenlerimiz, şirin İlçelerinin yöre kültürünü yansıtan bir menü hazırlamışlardı öğle yemeği için. İnözü Vadisinde yemyeşil ağaçların gölgesinde yöresel yemeklerin tadına varırken az önce yapılan okul ziyaretlerinden geriye kalan anılar samimi ve içten sohbetlerle birbirine anlatıldı şair ve yazarlar tarafından.


Beypazarı Kültür ve Sanat Gezisinin ikinci yarısı ise Türk kültürünü, yöre sanatını ve geleneklerini tanıtmak amacıyla çalışmalar yapan Beypazarı Halkevinde yapıldı. Sunuculuğunu Şair Gülten Ertürk’ün yaptığı şiir dinletisinde Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM) Yönetim Kurulu ve üyeleri kendilerini tanıtarak şiirler okudu. Ayrıca program akışı içerisinde âşıkların sazları eşliğinde seslendirdikleri türküler de dinleyicilerin beğenisini kazandı. Dinletiye Beypazarı Kaymakamı Mustafa KAYA, Beypazarı Belediye Başkanı M.Cengiz ÖZALP ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet TEMÜR’da katıldı. Ankara Milli Eğitim Müdürlüğünce gerçekleştirilen IV. Ankara Şiir Olimpiyatlarına gidecek öğrenciler tarafından seslendirilen Necip Fazıl KISAKÜREK’ten “Sakarya Türküsü” ve Can YÜCEL’den “Her Şey Sende Gizli” isimli şiirleri dinleme şansını da yakaladılar katılımcılar.



Program sonrasında İlçe Kaymakamı Mustafa KAYA, Belediye Başkanı M.Cengiz ÖZALP ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet TEMÜR tarafından İLESAM Üyesi şair ve yazarlara sertifikalar takdim edildi. Sertifikaların yanı sıra branş öğrencileri tarafından yapılan ay yıldızlı gümüş rozetler günün anısı adına katılımcılara hediye edildi.
Etkinliğin ardından Tarih ve Kültür Müzesi gezilerek İlçenin tarihine ışık tutan, kültürünü, insanının yaşam biçimini tanıtan antika eşyalar, yöresel kıyafetler, haritalar, değerli madenler de görüldü.
Heyecanlı, sevgi dolu, şiirlerle bezeli, sazların tellerine sinen ezgilerde dile gelen güzelliklerin yaşandığı, dostlukların pekiştiği günün istemeden de olsa sonuna gelindiğinde sabah bizleri karşılayan ekip şimdi de uğurlamak için oradaydı. Bu anlamlı ve güzel etkinlik kapsamında İLESAM’lı şair-yazarlarla buluşan Beypazarı sakinleri mutluluklarını dile getirirlerken, etkinliğin gelenekselleşmesini istediklerini belirten yetkililere İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız etkinliğin tekrarı konusunda söz verdi.
Haber Metni: Sibel UNUR ÖZDEMİR Fotoğraflar: Nur ERSEN, Sibel UNUR ÖZDEMİR

|
|
| İLESAM’IN 26. YILI İLESAM GENEL MERKEZİNDE KUTLANDI (28.04.2012) |
|
|
İLESAM’IN 26. YILI İLESAM GENEL MERKEZİNDE KUTLANDI (28.04.2012)


İLESAM’IN 26. YILI İLESAM GENEL MERKEZİNDE KUTLANDI(28.04.2012) İLESAM Ailesi bir geleneksel cumartesi toplantısında daha buluştu takvimler 28.04.2012 tarihini gösterirken. Bu buluşma her zamankinden daha farklıydı çünkü İLESAM’ın 26. yılını kutlamak için bir araya gelmişti üyeler.
Bilim ve edebiyat alanında ülkenin gelişmesini, birlik ve beraberliğin sağlanmasını, bilim adamlarının, yazarların, şairlerin bir çatı altında toplanmasını arzulayan Prof. Dr. Ahmet Sonel, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Prof. Dr. Dursun Yıldırım, Çoşkun Ertepınar, Yahya Akengin, Prof. Dr. Sadık Tural, Yahya Akengin, Prof. Dr. Reşat Genç ve Prof. Dr. Bilge Ercilasun tarafından 28 Nisan 1986 yılında kurulan İLESAM bugün 26. yılını kutlamanın gururunu yaşıyor.
Programın açılış konuşmasını İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız yaptı. Hemen sonrasında ise o günlerden başlayarak bugünlere ulaşan İLESAM çatısı altında yapılan her faaliyet, her tasarı, her çalışma ve bu etkinliklerde emeği geçen hemen herkesin fotoğrafları ile de anıldığı fotoğraf sanatçısı Zeynel Yeşilay tarafından hazırlanan bir sinevizyon gösterisi sundu.
Ardından fikir ve proje yapısı İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız tarafından oluşturulan Ankara-Gölbaşı Milli Eğitim Müdürlüğü ve Gölbaşı Anadolu Lisesi Müdürlüğü ile ortaklaşa düzenlenen “Esere Saygılı, Korsana Karşıyız” adlı Slogan ve Logo Yarışmasına katılan ve derece alan öğrencilerin hazırladığı birbirinden güzel logo ve sloganlardan oluşan sekiz dakikalık sinevizyon gösterisi de katılımcılar tarafından büyük bir ilgi ile izlendi.
Geleceğin büyükleri olan çocukların konuya bakış açılarını ortaya koyan birbirinden güzel ve renkli çalışmalar onların bu konudaki duyarlılığını gözler önüne sererken İLESAM imzalı bir sosyal sorumluluk projesinin daha amacına ulaşması sevindiriciydi.

26 Nisan 2012 Perşembe günü - Dünya Telif Hakları Günü- bu yarışmanın ödül törenini güzel bir merasimle yaptıklarını, telif hakkını korumanın ve korsanla mücadele etmenin bir vatandaşlık görevi olduğu gibi bu projeyle hedeflenen temanın her türlü korsan yayının önünü kesmede atılan bir adım olduğunu, projeyi Temmuz ayı itibariyle bitirdiklerinde Milli Eğitim Bakanlığına başvurup Türkiye’deki bütün okullarda Telif Hakları ve Korsanla Mücadele Kulüpleri kurulması için bir tüzük hazırladıklarını ve Milli Eğitim Bakanlığına bunu bir teklif olarak götüreceklerini anlatırken mutluluğu gözlerinden okunan İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız, Türkiye çapında düşünüldüğünde hayata geçirilen bu projenin büyük bir aşama olduğunu bu konuda yapılan ve yapılacak olan her eylemin geleceğin teminatını oluşturduğunu vurgulayarak korsan yayın almak kul hakkı yemekle aynı anlama gelir, diyerek sözlerini noktaladı.

Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği’ne tüm kalbiyle bağlı olan gazeteci, yazar, telif hakları uzmanı Cemal Tuzcuoğulları da geçmişten günümüze uzanan yelpaze içerisinde İLESAM’ı ve bünyesindeki gelişmeleri anlatarak 1857 yılında Hakkı Nizamiye adında ferman çıkarıldığını, 1927’de İstanbul radyosunun açıldığını ancak telif hakkı manasında bir yol kat edilemediğini, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 10 Aralık 1948 tarih ve 217 A(III) sayılı Kararıyla ilan edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 27. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında ‘Herkes toplumun kültürel yaşamına serbestçe katılma, güzel sanatlardan yararlanma, bilimsel gelişmeye katılma ve bundan yararlanma hakkına sahiptir. Herkesin yaratıcısı olduğu bilim, edebiyat ve sanat ürünlerinden doğan maddi ve manevi çıkarlarının korunmasına hakkı vardır.’ hükümlerinin amir olduğunu, emeğe değer biçilemeyeceğini, eğitime büyük önem veren bir grup aydının 28.04.1986 tarihinde bir araya gelerek İLESAM’ı kurduklarını, 1995’te Avrupalı yazarların baskısıyla Avrupa Birliği/Gümrük Birliği anlaşmasının yapıldığını söyleyerek karşılaşılan sıkıntıları dile getirdi ve kat edilen gelişmeleri katılımcılarla tek tek paylaştı.

Cemal Tuzcuoğulları konuşmasının sonunda üyelerin sorularını cevapladı.
Şiir dinletisi öncesinde İbrahim İmer’in dağıttığı İLESAM logolu yaka iğnelerini katılımcılar yakalarına taktı.

26. yıl kutlamaları katılımcıların aşk, Mevlana, dost, zaman, sevgi, anne hakkı, ilk göz ağrısı, umut, çocuklar, 23 Nisan, bahar, sitem, memur temalı güzel şiirlerini yorumlaması ile devam etti. Şiir dinletisi Orhan Vergili tarafından sunuldu. Sevgi, umut ve dil bir araya gelince yüreklerde açamayacağı hiçbir kapı yoktu ve paylaşılan bu dakikalar hele de tüm yürekler tek bir vücut olarak aynı hissiyatla çarptığında o kadar kıymetliydi ki.
Aşık Dudai, Ozan Zebuni, Orhan Vergili, Rıfat Kaya, Ertuğrul Yılmaz, Mehmet Sevinç Ergun, Feyzullah Seçkin, Tuncay Ulusoy, Uğur Bulut, Erkan Demirci, Kemal Özcan, Nurettin Gür Ozanoğlu, Şener Çelebi, Merih Baran, Suna Güven Sevinç, Güven Doğan, Atıf Selçuk, Mustafa Firengiz, Derviş Hekim, Nur Ersen, Sibel Unur Özdemir, Tülin Şener, İbrahim Yaman, Nevzat Doğanay, Sırrı Çetin, İbrahim İmer, Elifçe Kılıç, Eyüp Şahan, Ramazan Kurt, Yeter Bektaş, Mahir Ünat, Kemal Arslan, Murat Duman, Aşık Sevdai etkinliğine katılan isimler arasındaydı.

Şiirin, edebiyatın, sanat ve kültürün birbiriyle buluşarak yüreklerde hoş sedalar bıraktığı bir İLESAM Cumartesi etkinliği daha geçti hayatın içinden 26 koca yıla merhaba diyerek.
Haber: Sibel UNUR ÖZDEMİR Fotoğraflar ve Yayına Hazırlayan:Nur ERSEN

|
|
| GÖNÜL İMBİĞİMDEN DÖKÜLEN DAMLALARDIR |
|
|
GÖNÜL İMBİĞİMDEN DÖKÜLEN DAMLALARDIR
SALI GECELERİ SİZLERLE BULUŞAN
“Gülüşünle benzerin yok dünyada sevgili,
Bir işaret gönder sen lal edeyim bu dili.
Sen aşkınla gönlümü mahşere değin hep sar
Bir bardak su haline getireyim ben Nil’i.”
Mehmet Nuri Parmaksız


Yedi yıldır her Salı akşamı Türkiye Polis radyosundan evinize, iş yerinize, arabanıza, pek çok ile, ilçeye, beldeye ve yurt dışına ulaşan İmbikten Damlalar gönlünüzün sesi olmaya devam ediyor yüreğinden damıttığı şiirleri, sohbetleri, sosyal sorumluluk projeleri, İLESAM’ın görevleri arasında bulunan telif ve korsan yayınlara karşı mücadelesiyle kısacası güzel olan ne varsa taşıyor sizlerin gönüllerinize o albenili akışıyla. Gölgede Kalanlar Bölümünde kucak açıyor değerli şair ve yazar dostlarına ve buluşturuyor sizlerle. Bununla da kalmıyor kıymetli yazarların, şairlerin paha biçilemeyecek eserlerini sizlere hediye ediyor ve kütüphanenizde yeni hazineler birikmesine olanak veriyor.
İmbikten Damlalar’ın ilk konuğu Hatay’dan Dürsaliye Şahan’dı bu Salı gecesi. Şahan, “Güvercin” isimli öyküsünün adının değiştirilerek senaryolaştırıldığını, 79 bölümlük bir dizi yapıldığını ve hemen hepimizin severek izlediği bu dizinin adının “Sıla” olduğunu dile getirdi. Güvercin isimli öyküsünün Telif hakları (intihal) nedeniyle davalık olduğunu ve bu süreç zarfında yaşadığı sıkıntıları dinleyenlerle paylaşan Dürsaliye Şahan, pek çok derneğin kendisini yalnız bıraktığını, telif konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıklarını ancak beklemediği halde İLESAM’ın kendisinin yanında yer aldığını ifade etti.
Süveyda’ya Mektuplarla başlayan program çeşitli şiirlerle, dörtlüklerle devam etti. İşte o güzel şiirlerden biri.
KAYBEDECEK NEYİM VAR?
Yangınım olsan bile, âteşinde üşürüm. Sükût edip gizlenme, beklemek zaten ölüm. Söyle Allah aşkına! Devâsız derde düşmek, insanı neden yıkar? Nefsim mi önümdeki yıkılmayan bu duvar? Izdırabın her gece gölgem gibi takipte Çölünden çıkış yoksa, çözüm hangi tabipte. Anladım ki melâlin hep kanımda gezinir, Susmak istemesem de dilim hep düğümlenir. Kırkikindiler bile, Yağsa da temizlenmez! Ölüme dek benimle, senden bulaşan bu kir. Yangınım olsan bile, âteşinde üşürüm. Sükût edip gizlenme, beklemek zaten ölüm. Ümit denilen arzu, Sallansın darağacında. Kaybedecek neyim var? Aşkının kıskacında! Kaybedecek neyim var? Kaybedecek neyim var? Söyle Allah aşkına!..
Mehmet Nuri PARMAKSIZ
Programın ikinci konuğu Konya’dan Hüzeyme Yeşim Koçak idi. Koçak, insanlaşma, güzelleşme, güzelleştirme, farkındalık üzerine düşüncelerini paylaştı dinleyicilerle. Koçak, Yunus’tan, Mevlana’dan söz edip öze dönüş hakkında da konuşarak “Aşk farklı bir sonsuzluk yolculuğudur.” dedi. Hayatta karşılaşılan pek çok fırsatı değerlendirmenin bir mesele olduğunu belirten Koçak, hakikati yakalamanın ehemmiyetinin altını çizerken gerçek olanın uzağına düşmemenin önemini de vurguladı.
Adnan Özyetiş ve Bilal Dilsiz teknik masada görevli olan dostlardı. Elazığ’dan Mahir Bey, Kırıkkale’den Arif Beyran ve Aysel Sabak da İmbikten Damlalar’a canlı olarak bağlanarak düşüncelerini paylaşan, şiirler okuyan konuklar arasındaydılar.
Gecenin özel konusu “hayatımızdaki öncelikler” di. Bazen iş, bazen eş, bazen çocuklar, bazen aşktır hayatımızda yer alan önceliklerimiz diyen Parmaksız, önceliklerin kişiden kişiye değişen bir durum olduğunu söyleyerek neyi seversek sevelim aşkla bağlanmamız gerekli., bu vatan olabilir, din olabilir, canımızı bile verebiliriz uğurlarında diyerek ancak aşkla bağlanılan bir öncelikten vazgeçilemeyeceğini sözlerine ekledi. Öte yandan gün gelip sevdiklerini kaybetme korkusunu da zaman zaman yaşadığını paylaştı dinleyenleriyle.
Dinleyicilere kitap kazanmaları için ulaşan sorulardan birinde bahsi geçen o güzel şiiri paylaşalım şimdide.
RİNDLERİN ÖLÜMÜ Hafız'ın kabri olan bahçede bir gül varmış; Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle. Gece; bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış Eski Şiraz'ı hayal ettiren ahengiyle. Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde; Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter. Ve serin serviler altında kalan kabrinde Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter…
Yahya Kemal Beyatlı
“Firkat İçinde Vuslat” şiirini de seslendiren Parmaksız, ayrılığın içinde nasıl kavuşma olur sorusu ile karşılaştığını dile getirerek bu soruyu “Öyle anlar olur ki insan sevdiğini yanındayken bile özleyebilir. Kısa bir an için buluşulmuştur ve onunla birlikteyken bile ayrılık zamanını düşünmekten alıkoyamaz kendini ve bir daha ki buluşmanın gerçekleşeceği o anın hayaliyle yaşar yani firkatin içinde vuslatı duyumsar.” diye cevapladı.
Bir de Süveyda’ya Mektup paylaşalım sizlerle. 8. Mektup.
“Her gece nedâmet, hem de her akşam.”
Seni bulamadan geçen her günün akşamında, yokluğuna dair feveran eden duygularım hicrândan esen o haşin hüzün rüzgârlarının etkisiyle galeyana geliyor. Bugüne kadar, aşk yolunda nice badireler atlaşmış olan ben, ekseriyetle akşamları seni bulamamanın hüznüyle bir yeis içine düşüyorum. Hasret kokan akşamlar gönlüme ızdırap veriyor.
...
Mehmet Nuri PARMAKSIZ
Hicran saati geldi diye üzülmeyin sakın; hatırlayın ki Türkiye Polis Radyosunda her Salı akşamı vuslat zamanı. Siz sadece hoşça bakın zatınıza.
Sibel UNUR ÖZDEMİR
|
|
| KELEBEK ÖMRÜ ve SÜVEYDÂ’YA MEKTUPLAR |
|
|
KELEBEK ÖMRÜ ve SÜVEYDÂ’YA MEKTUPLAR
(Genişletilmiş 3. Baskı)
Mehmet Nuri PARMAKSIZ

KELEBEK ÖMRÜ ve SÜVEYDA’YA MEKTUPLAR
“Gönüldeki fırtına yaratmalı zelzele,
Aşkı anlatan beyit hayat verir gazele.
Bil ki ilhamım olmak hiç de kolay değildir,
Şiir yazmam bilesin öyle her bir güzele.”
Mehmet Nuri PARMAKSIZ
Dünya nasıl dua üzerine kurulmuşsa insanın doğası da sevgi ve aşk üzerine kurulu. Sevgi ve tabii aşk, öyle güçlü bir duygu ki insanın bünyesinde barındırdığı tüm duyguların en üzerinde bir yere sahip. Sevgisizliği hissettiği an insanı alaşağı edebilecek kadar güçlü bir duygu ya da tam tersi sevildiğini, özel olduğunu duyumsadığı an ayaklarını yerden kesecek, kanat taktırıp uçurabilecek kadar kuvvetli.
Her şeyin çarçabuk tüketildiği günümüzde özellikle insani duygular görmezden gelinirken sevgi, aşk gibi çok özel kavramlar bozuk para misali harcanırken günü birlik ilişkilerin, güya seviyeli beraberliklerin adı ne yazık ki “aşk” diye anılırken insanın ruhunun derinliklerinde büyük boşluklar açılmasına neden oluyor hiç şüphesiz ki.
İnsan yaşadığı yerküre üzerinde günün getirdiklerini yaşamaya, hayatın ağır yükünün altında ezilmemeye, karşılaştığı zorlukların bir şekilde üstesinden gelmeye gayret ederken bir de sevgisiz kalırsa vay haline. İşte gerçek anlamda o zaman azalmaya, yok olmaya başlamış demektir. Sevgi değil midir hayatı güzelleştiren, zenginleştiren, yüzünüzde güller açtıran, gönlünüzde nice ağaçlar yeşerten.
Yeşilçam filmlerine konu olan saf, masum, katıksız, karşılıksız, menfaatlerden arındırılmış, çıkarların olmadığı sevgileri özlüyor insan giderek teknolojinin hükümranlığı altına girip yalnızlaşarak. Artık yalnızlığın paylaşıldığı mektuplarda yok. Kâğıt ve mürekkep kokusunu içinize çekerek, gözyaşınızın belki üzerine damlayarak dağıttığı mürekkebin izi, sonra defalarca kez okunmaktan yıpranmış görüntüsüyle kadife kutuda saklayacağınız hatıralarınız da tarihe karıştı.
Belki de bu yüzden yüreğime bu kadar dokundu, böylesine derinden etkiledi benliğimi, Süveyda’ya Mektuplar. Evvel zaman içinden çıkıp gelen mektupların gün yüzüne çıkışıyla unutmaya yüz tutulan duyguların tüm çıplaklığı ile çise çise dökülmesi yeryüzüne ve “Ben buradayım, hiçbir yere gitmedim. Sadece artık sizler beni göremiyorsunuz. Ey, insanlar! Kaldırın gözünüze inen perdeyi.” diye haykırışı çalındı kulaklarıma. Ve belki de bu satırları yazmama vesile oldu hani görmeyenler, bilmeyenler, duymayanlar varsa hala Süveyda’ya yazılmış o birbirinden güzel, birbirinden anlamlı, birbirinden ahenkli, birbirinden muhteşem mektupları görsün, bilsin, duysun, istedim. O eşsiz mektuplardan bir bölümünü olsun, paylaşmadan olmaz elbette.
SÜVEYDA’YA MEKTUP 11
“Havada bulut görsem; sanırım senden nişan.”
Gönlüm, kırkikindilerin özlemini çekiyor; ağlamak geliyor içimden ama ağlayamıyorum. İnsanın psikolojisi düzgün olmayınca ihtirasların çekiciliği azalıyor ve insan her şeyi marazi görmeye başlıyor. Artık zaruret olmadıkça insanlarla konuşmuyorum. Hasbihal ettiğim dostlarımdan bile senin için ayrıldım. Her gün belli bir saat, belki gelirsin diye, seni o mekânda bekliyorum. Söyle artık güzelim, gelişine dair beslediğim ümitlerim beyhude mi?
……..
Mehmet Nuri Parmaksız’ın dokuz yılda kaleme aldığını dile getirdiği Süveyda’ya Mektuplar’ı okumaya başladığınızda öyle güçlü bir bilgi birikimiyle karşılaşacaksınız ve dalga dalga duygu selinin iliklerinize kadar yayılmasına engel olamayacaksınız.
Daha önce “Kelebek Ömrü” adıyla okuyucusuyla buluşan şiir kitabında yer alan şiirlerin de içinde bulunduğu “Kelebek Ömrü ve Süveyda’ya Mektuplar” isimli kitapta bu mektuplardan sadece 33 tanesi yer alıyor. Bu kitap, Süveyda’ya Mektuplar serisinin ilk kitabı olma özelliğini de taşıyor. Zira Süveyda’ya yazılmış mektupların tamamı 99 adet. Şimdi de kitapta yer alan o muazzam şiirlerden birini paylaşalım.
KOLAY MI
Kolay mı senden uzak kalmak, kolay mı? Her gün yükseklerden yere düşmek gibi Ölmek ve dirilmek arasında bir şey bu. Her gördüğünü sen sanmak Uyurken hayalinle avunmak Ve her daim yokluğuna sarılıp Adı pişmanlık olan o ülkede Geceler boyu hıçkıra hıçkıra ağlamak. Kolay mı zannediyorsun, kolay mı Senden uzak kalmak...
Kolay mı seni unutmak, kolay mı? Benliğime sinen kokunu, Bizi ayıran hicrân okunu. Yüzünden yansıyan ışığı, Yüzümdeki kırışığı, Yokmuş gibi farzetmek. Kolay mı zannediyorsun, kolay mı Seni unutmak... Hele de hiçbir şey olmamış gibi yaşamak. Kolay mı...Kolay mı... Seni unutmak...
Akçağ Yayınlarından çıkan “Kelebek Ömrü ve Süveyda’ya Mektuplar”ın kapak tasarımı Emel Yalçın ve Mehmet Nuri Parmaksız tarafından hazırlanmış. Huzur dolu mavi bir rengin içinde kırmızı bir kalp. Kalbin içinde kara bir nokta. Noktanın biraz üzerinde yine kırmızı renkli kanatlarının üzerindeki beyaz benekleriyle sanki kanatlarını çırpıyormuş da bir an önce sevdiğinin yanına uçup gidecekmişçesine hazır bekleyen bir kelebek. Ve kalbin içinde belli belirsiz gözler. O gözler ki beşeri aşkı simgeliyor aynı kalbin içindeki o kara noktayı mektuplara adını veren Süveyda’nın simgelediği gibi. Renklerin itina ile seçildiği belli. Zira kitabı elinize alır almaz tarifi imkânsız bir dinginlik gelip yerleşiyor yüreğinizde bir yere.
Okumaya başladığınız da ise kaybolup gidiyorsunuz aşkın büyüklüğü altında ezilerek birazda. Sayfalar arasında gezinmeye devam ettiğinizde Süveyda’ya gıpta ile bakmaya başlıyorsunuz. Öyle ya, kim bu kadar derinden, böylesi masum duygularla sevilmek istemez ki. Bu kadar büyük bir sevginin bu çağda bile hala var olduğu gerçeği mi yoksa yitip giden sevgilerin ardından hayıflanışlar mı belki de hiç dile getirilemeyen serzenişler mi çalacak yüreğinizin kapılarını? Muhtemelen sizleri de gölge gibi takip edecek Süveyda’nın hayali.
Aklınıza gelebilecek hemen her öğe ile anlatmaya çalışmış Yazar, kahramanının Süveyda’ya olan duygularını. O öğeler ki imla kuralları, matematik terimleri, çiçekler, balıklar ve daha pek çok şey. Fuzuli, Mevlana, Şeyh Galip, Yahya Kemal gibi çok değerli üstatların söylemleri ile de taçlandırarak mektuplarını hem o büyük ustaları anmış satırlarında hem de okuyucularına onların fikirlerini, düşüncelerini bir kez daha anımsatmış. Parmaksız, mektuplarında yâd ettiği üstatların çok eski yıllarda yaşasalar bile kendisinin kadim dostları olduğunu, aralarındaki bilgi alışverişinin kendisini nasıl etkilediğini ve okumanın ne kadar önemli olduğunu da satır aralarına yerleştirmiş tabiatıyla.
254 sayfadan oluşan “Kelebek Ömrü ve Süveyda’ya Mektuplar” hakkında Prof. Dr. Nurullah Çetin tarafından kaleme alınan bir yazı da var kitabın içinde. Kitaba adını veren Kelebek Ömrü isimli şiirin tahlili de mevcut. Bu güzel şiirin İngilizce, Özbek, Azerbaycan ve Türkmen Türkçesine çevirilerine de rastlamak mümkün.
Süveyda’ya Mektuplar’ın dili öylesine yumuşak ki cümlelerden cümlelere geçerken parmak uçlarınızda ilerliyorsunuz adeta o anın büyüsünü bozmamak için. Yazar’ın anlatımı lirik ve romantik söylemlerle varsıllaştırılmış. O söylemler ki ılık bir bahar akşamı gibi içinize akıveriyor. Mis kokulu çiçeklerle bezeli bir bahçede geziyormuş hissi uyandırıyor yüreğinizde. Dingin diyarlara doğru bir yolculuğa çıkarıveriyor sizi günlük telaşın içinden çekip çıkararak. “Kelebek Ömrü ve Süveyda’ya Mektuplar” bir kez okunup da bir kenara bırakılacak türde bir kitap değil. Kesinlikle bir başucu kitabı. Kitapta yer alan bazı şiirler ve mektuplar sahibinin sesinden de okuyucusuna CD olarak ulaşacak çok yakında.
Süveyda’ya yazılmış son mektuptan bir bölümü paylaşmak istiyorum şimdi de.
“Süveydam, benim eşsiz sultanım, herhalde sana olan aşkım kemale eriyor ve gözlerimdeki perde yavaş yavaş aralanıyor. Ellerimin duaya kalkmadığı bir gün yok ki. Dua benim silahım, dua benim tövbe kapım. Süveydam, bu mektupları yazarken sana olan aşkım bâki, sana dâir duygularım sonsuz lâkin Necip Fazıl'ın söylediği,
“Anladım ki sanat Allah'ı aramakmış Gerisi hep çelik çomak oynamakmış”
sözlerindeki gerçeği nasıl göz ardı edebilirim? Üstad, acıların ve sancıların kaynağını,
“ben ki toz kanatlı bir kelebeğim, minicik gövdeme yüklü Kafdağı, bir zerreciğim ki, arş' a gebeyim, dev sancılarımın budur kaynağı!”
diye göstermişken, gönlüme senin aşkını koyan ve bu güzelliği kuluna ihsan eden Yüce Rabbimi nasıl unutabilirim? Seni unuturum da, O'nu unutamam Süveydâ. Aşkın için bir kelebek olurum da, O'nsuz sana varamam Süveydâ.
Heyhat! Kara sevdâ denilen yol ne de dardır Aşk bitti mi dünyâ kelebek ömrü kadardır.”
KİTAP İSTEME ADRESLERİ:
akcag@akcag.com.tr
akcagyayin@gmail.com
İnternet Üzerinden Satış:
http://www.akcag.com.tr/default.aspx?_Args=ProductImage,1279,OdesisMc,1089
Sibel UNUR ÖZDEMİR
|
|
| "ESERE SAYGILI, KORSANA KARŞIYIZ"ADLI SLOGAN VE LOGO YARIŞMASI ÖDÜLLERİ DAĞITILDI |
|
|
"ESERE SAYGILI, KORSANA KARŞIYIZ"ADLI SLOGAN VE LOGO YARIŞMASI ÖDÜLLERİ DAĞITILDI

İLESAM (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız, Ankara-Gölbaşı Milli Eğitim Müdürü Ümit Karabulut ve Gölbaşı Anadolu Lisesi Müdürü Dursun Yeşilova yaptıkları ortak açıklamada,

“Esere Saygılı, Korsana Karşıyız” adlı Slogan ve Logo Yarışmasının çok büyük ilgi gördüğünü Ankara’nın hemen her ilçesindeki okuldan yarışmaya katılım olduğunu ve bu sosyal sorumluluk projesinin amacına ulaştığını "belirtti.

26 Nisan 2012 Dünya Telif Hakları günü, saat 11’de Gölbaşı Belediyesi Mehmet Akif Ersoy Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapılan törenle dereceye giren öğrencilere ödülleri dağıtıldı. Programa katılım yüksek olduğu gözlendi. Programa İLESAM (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız, Gölbaşı Kaymakamı Raşit Zengin, Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Telif Hakları Genel Müdür Yardımcısı İrfan Önal, Gölbaşı Milli Eğitim Şube Müdürü Muhittin Arık, Gölbaşı Anadolu Lisesi Müdürü Dursun Yeşilova, İLESAM Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri Cemal Tuzcuoğulları ve Arif Bük’ün yanı sıra birçok yetkili, okul müdürü, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Ödüllerini alan öğrencilerin sevinci gözlerinden okunuyordu.



İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız yaptığı açılış konuşmasında, “Telif hakkını korumanın ve korsanla mücadele etmenin bir vatandaşlık görevi olduğunun altını çizdi. Bu projeyle hedefimiz her türlü korsanın önünü birazcık kesmektir ama projeyi Temmuz ayı itibariyle bitirdiğimizde Milli Eğitim bakanlığına başvurup Türkiye’deki bütün okullarda Telif Hakları ve Korsanla Mücadele Kulüpleri kurulması için bir tüzük hazırladıklarını ve Milli Eğitim Bakanlığına bunu bir teklif olarak götüreceklerini” söyledi.Yarışmayı Türkiye Geneline açmayı düşündüklerini de ifade eden Parmaksız,
“Amaçladığımız hedeflere ulaşma yolunda, “Esere Saygılı, Korsana Karşıyız” projesine katılan ve katkı sağlayan tüm öğrencilerimize, yardım ve desteklerini esirgemeyen öğretmenlerimize, velilerimize, eğitime hizmet veren çalışanlara, başta Gölbaşı Kaymakamı Raşit Zengin’e, Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı’na, Telif Hakları Genel Müdürü Dr. Ş. Abdurrahman Çelik’e, Gölbaşı Milli Eğitim Müdürü Ümit Karabulut’a, Gölbaşı Anadolu Lisesi Müdürü Dursun Yeşilova’ya ve ismini sayamadığım herkese teşekkür ederim” dedi.Program sonunda İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız, Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı ve Telif Hakları Genel Müdürü Dr. Ş. Abdurrahman Çelik’e desteklerinden dolayı bir teşekkür plaketi takdim etti.


İLESAM
(İLİM ve EDEBİYAT ESERİ SAHİPLERİ MESLEK BİRLİĞİ)
GÖLBAŞI İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ
GÖLBAŞI ANADOLU LİSESİ
ANKARA İLİ
İLKÖĞRETİM ve ORTAÖĞRETİMLER ARASI
“ESERE SAYGILI, KORSANA KARŞIYIZ” ADLI
SLOGAN VE LOGO YARIŞMASI SONUÇLARI
SLOGAN YARIŞMASI DERECELERİ
BİRİNCİ: Mustafa Batın YAKIŞIKLI-Etimesgut/Elvankent Bilgi Anadolu Lisesi Öğrencisi
İKİNCİ: Selin ÇELİK-Çankaya Özel Atlantik İlköğretim Okulu Öğrencisi
ÜÇÜNCÜ: Sinem KAHYA-Gölbaşı Anadolu Lisesi Öğrencisi
LOGO YARIŞMASI DERECELERİ
BİRİNCİ:Ali Cem ŞENGÜN-Çankaya Özel Ayşeabla Lisesi Öğrencisi
İKİNCİ: Harun HAKBİLİR- Gölbaşı Teknik ve Endüstiri Meslek Lisesi Öğrencisi
ÜÇÜNCÜ: Hümeyra TAŞKIRAN-Beypazarı Lisesi Öğrencisi
SLOGAN VE LOGO DALINDA ÖDÜLLER :
BİRİNCİYE : Laptop Bilgisayar + Kitap Seti
İKİNCİYE : Netbook Bilgisayar+Kitap Seti
ÜÇÜNCÜYE : Dijital Fotoğraf Makinesi +Kitap Seti



|
|
| İLESAM, TOKAT’TA ÖĞRENCİLERE TELİF HAKLARI VE KORSAN KAVRAMINI ANLATTI |
|
|
İLESAM, TOKAT’TA ÖĞRENCİLERE TELİF HAKLARI VE KORSAN KAVRAMINI ANLATTI



İLESAM Gaziosmanpaşa Üniversitesi Temsilciliği, Tokat Belediyesi ve Tokat Kent Konseyi’nce GOP Üniversitesi Konferans Salonunda 20 Nisan 2012 Cuma Günü saat 14’te düzenlenecek olan Mustafa Necati Sepetçioğlu paneline katılmak için Tokat’a giden İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız, 19 Nisan 2012 Perşembe günü öğleden önce Tokat Anadolu Lisesi’nde; öğleden sonra ise Tokat Gazi Osman Paşa Lisesi öğrencileri ile bir araya geldi. Öğrencileri Telif hakları ve Korsanla mücadele konusunda bilgilendiren Parmaksız, ayrıca şiir-edebiyat ve kültür üzerine öğrencilerle bir sohbet gerçekleştirdi. Sohbet içinde, İLESAM’ı; İLESAM’ın faaliyetlerini anlatan İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız, “Telif hakkı kutsal bir haktır; korsan herhangi bir ürün alan kişi kul hakkına girmiş olur. Sanatın ve sanatçının korunması için mutlaka korsandan uzak durulmalı. Sizler korsan ürün almazsanız; korsanı üretenler kime ne satacak” dedi.


Tokat Gazi Osman Paşa Lisesi Ayın Konuğu projesi kapsamında düzenlenen programla 19 Nisan 2012 Perşembe günü İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız öğrencilerimizle buluştu. Türk şiirinin en güzel örneklerini öyküleriyle birlikte dile getiren Parmaksız, İLESAM ve Telif Hakları konularında da öğrencilere çok önemli bilgiler verdi. Öğrencilerin soluksuz izlediği programa okul idaresi, öğretmenler ve öğrenciler; özellikle 9. sınıf öğrencileri katıldı.


Okul müdürü Hayrettin Ünal yaptığı teşekkür konuşmasında hem İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız’a, hem programı düzenleyen Ayın Konuğu projesini yürüten öğretmenler İLESAM Tokat İl Denetim Kurulu Üyesi Mahmut Hasgül ve Kubilay Köseoğlu’na hem de öğrencilere teşekkürlerini bildirdi.



|
|
| EFSUNLU BİR ÂLEME YOLCULUKTUR İMBİKTEN DAMLALAR |
|
|
EFSUNLU BİR ÂLEME YOLCULUKTUR İMBİKTEN DAMLALAR
“Gönlüm şad oldu senle sevgilime teşekkür.
Her şeyin sahibi O, Yaradan’adır şükür.
Rabb’imden bir başkası susturamaz dilimi,
Sende benden emin ol, sevdam mahşere yürür.”
Mehmet Nuri Parmaksız

Her Salı akşamı Türkiye Polis Radyosunda dinleyicileri ile buluşmaya devam eden İmbikten Damlalar, imbikten süzülen beyitlerle, mısralarla, dörtlüklerle, mektuplarla, söyleşilerle öyle efsunlu bir yolculuğa çıkarıyor ki kendisiyle olmayı seçen konuklarını ve bu yolculuk boyunca seçtiği birbirinden görkemli eserler altında ıslatmaya devam ediyor.
Mehmet Nuri Parmaksız tarafından hazırlanıp sunulan programın ilk konuğu İstanbul’dan Yusuf Dursun beyefendi oldu. Üretken bir kişiliğe sahip olan Dursun’un eserlerinden ve özgeçmişinden bahsedildikten sonra Töre Dergisinin yeniden hayata geçirilmesinden duyulan mutluluk dile getirildi. Gecenin özel konusu olan “Aşkta mutluluk var mıdır?” sorusuna cevap olarak aşkın göreceli bir kavram olduğunu söyleyen Yusuf Dursun “Beyaz Aşk” isimli şirininden bölümler okudu.
BEYAZ AŞK
…..
Gönül kafesine sevda cemresi, Düşünce yürekler yelpazelenir. Kapalı gözlerle zaman öncesi, Seviyorum, diyen can tazelenir.
Sevenin içinde muhabbet kuşu, Şakır baştan sona sevgi demini.
…..
Yusuf Dursun
Yusuf Dursun ile gerçekleştirilen samimi sohbetin ardından Şairin evliliklerinin 35.yılında eşi için yazdığı “Aşka Dair” isimli şiiri kendisi, “Kördüğüm Gibi” isimli bir başka şiiri de Mehmet Nuri Parmaksız tarafından seslendirildi.
AŞKA DAİR
Gönül bahçelerinden
Sevda devşiren,
Nazenin yüreklere
Kor ateşler düşüren,
Ve her bakışta
Yeniden yeşeren
O ceylan
Göze kadar,
Ne varsa söylendi
Aşka dair!
Yürek yangınlarından
Duman duman yükselen âh,
Hasret yüklü gecelere
Bir nurlu sabah,
Ve gönül sarayına
Padişah olan
En güzel
Söze kadar,
Ne varsa söylendi
Aşka dair!
Kimi gün
Gül gibi açan,
Kimi gün aşk uğruna
Yeminler içen,
Kimi gün elimizden
Kuş gibi uçan
İşveye,
Naza kadar,
Ne varsa söylendi
Aşka dair!
Aşkın
Gül kokulu sesiyle dolan,
Hüznün
Acı bestesiyle boşalan,
Ve aşığın
Her hâline
Sırdaş olan
O ince
Saza kadar,
Ne varsa söylendi
Aşka dair!
…….
Yusuf Dursun
İmbikten Damlalar’ın ikinci konuğu ise Samsun’dan Ahmet Seven beyefendiydi. Seven, “Mutluluk paylaşıldıkça çoğalır. Etrafındaki insanları mutlu etmeyen kişi mutluluğu bulamaz. Aşkın olduğu yerde zaten mutluluk vardır.” diyerek eskilerin paylaşımlarından ve bu paylaşımların güzelliklerinden de bahsetti. Parmaksız ise “Sanatçının paylaşmamak gibi bir lüksü olmadığını, ürettiklerini paylaşmasının, kendine saklayarak bencillik yapmamasının buna en güzel örneklerden biri olduğunu” söyledi.
Yıllar önce yazdığı “Sevdam” isimli şiirini İmbikten Damlalar dinleyicisi için yorumlayan Ahmet Seven, Parmaksız’a ait olan “Kelebek Ömrü” isimli şiiri kendisi için okumasını rica edince radyo başındaki konuklar da bu muhteşem şiiri dinleme şerefine nail oldular.
SEVDAM
Uzaklar yakın olur bir gün,
Yakında kavuşuruz sevdam.
Öz yurda akın olur bir gün,
Akında kavuşuruz sevdam.
Açılır bir gün meçhul perde,
Perdenin ardındaki yerde,
Olmazsa da bile makberde,
Mahşerde kavuşuruz Sevdam
Ahmet Seven
19 Nisan 2012 Perşembe günü Tokat Gazi Osman Paşa Lisesi öğrencileri ile bir araya gelerek öğrencileri Telif hakları ve korsanla mücadele konusunda bilgilendirdiğini, İLESAM’ı ve İLESAM’ın faaliyetlerini anlattığını söyleyen Parmaksız, şiir-edebiyat ve kültür üzerine de bir sohbet gerçekleştirdiğini, öğrencilerin bu etkinliği çok beğendiklerini, kendisinin de enerjisini onlardan aldığını ifade etti. Ve program akışı içinde Tokat Gazi Osman Paşa Lisesi öğrencilerinden Bergüzar Sönmez ve Elifnur Elmastaş’ı yayına bağlayarak Tokat’ta gerçekleştirdikleri etkinlik hakkında onların da izlenimlerini paylaştı.
Gecenin özel konusu “Aşkta mutluluk var mıdır?” sorusu hakkındaki düşüncelerini de şöyle iletti Mehmet Nuri Parmaksız.
“Mutlu olmak istiyorsak mutlu, mutsuz olmak istiyorsak mutsuz hissederiz. Tamamen mutluluk yoktur. Bu bizim hayata bakış açımızla, karşılaştığımız olayları nasıl gördüğümüzle ilgilidir. Mutluluk sonlu olanda değil, sonsuz olanda yani mahşerdedir. Aşkta mutluluk da ıstırap da vardır. Hayata, aşka, sevdiğimize nasıl baktığımızdır önemli olan. Dünyaya olumlu mesajlar göndermemiz, şad olmamız gerek. Kuran-ı Kerim’de yer alan Araf Suresinde bahsi geçen ruh eşinin bulunması halinde kişi şad olur. O zaman sonsuz mutluluk onu bulacak demektir.”
Yaşar Kemal, Necip Fazıl Kısakürek, Tevfik Fikret, Ahmet Haşim, Namık Kemal, Tarık Buğra, Faruk Nafiz Çamlıbel kitap kazanmak için sorulan sorularla yâd edilen üstatlar arasında yerlerini alırlarken Nurettin Rençber, Zeki Müren, Muazzez Ersoy, Barış Manço, Melda Kuyucu da kulakların pasını silen birbirinden güzel şarkılarıyla konuk oldular İmbikten Damlalar’a.
Bilal Dilsiz’den Bırakmam Seni ve Çırpınış, Fazıl Hüsnü Dağlarca’dan Türkçe Benim Ses Bayrağım, kendisine ait olan Senden Gayrısı Yalan ve Vuslat isimli şiirleri yorumlayan Parmaksız, Süveyda’ya Mektuplardan 28. sini de dinleyenleri için okudu.
SENDEN GAYRISI YALAN
Gönlümü verdim sana inan bütün özümle,
Senden gayrısı yalan bir de bunu anlasan!
Aşka ihanet çok zor hele benim gözümle,
Senden gayrısı yalan bir de bunu anlasan!
…..
Ne yazsam da şiirde aşkımı anlatamam,
Benliğimi sarmışsın seni benden atamam,
Kızsam da bazen sana gül yüzüne çatamam.
Senden gayrısı yalan bir de bunu anlasan!
…..
Sevgin bende inan ki bir şair yaratıyor,
Görmediğim zamanlar yüzünü aratıyor.
Bu nasıl bir sevdadır kalbim senle atıyor!
Senden gayrısı yalan bir de bunu anlasan!
Söylesene ben seni nasıl unutacağım,
Mezara girsem bile seninle yatacağım.
Mahşer günü Süveyda elinden tutacağım!
Senden gayrısı yalan bir de bunu anlasan!
Mehmet Nuri Parmaksız
Hicran saati geldi diye üzülmeyin sakın; hatırlayın ki Türkiye Polis Radyosunda her Salı akşamı vuslat zamanı. Siz sadece hoşça bakın zatınıza.
Sibel UNUR ÖZDEMİR
|
|
| "ESERE SAYGILI, KORSANA KARŞIYIZ"ADLI TELİF HAKLARI VE KORSANLA İLGİLİ SLOGAN VE LOGO YARIŞMASI SONU |
|
|
"ESERE SAYGILI, KORSANA KARŞIYIZ"ADLI TELİF HAKLARI VE KORSANLA İLGİLİ SLOGAN VE LOGO YARIŞMASI SONUÇLARI
İLESAM (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız, Ankara-Gölbaşı Milli Eğitim Müdürü Ümit Karabulut ve Gölbaşı Anadolu Lisesi Müdürü Dursun Yeşilova yaptıkları ortak açıklamada,

“Esere Saygılı, Korsana Karşıyız” adlı Slogan ve Logo Yarışmasının çok büyük ilgi gördüğünü Ankara’nın hemen her ilçesindeki okuldan yarışmaya katılım olduğunu ve bu sosyal sorumluluk projesinin amacına ulaştığını "belirtti.
Amaçladığımız hedeflere ulaşma yolunda, “Esere Saygılı, Korsana Karşıyız” projesine katılan ve katkı sağlayan tüm öğrencilerimizi, yardım ve desteklerini esirgemeyen öğretmenlerimizi, velilerimizi, eğitime hizmet veren çalışanları kutlar, herkese emeklerinden dolayı teşekkür ederiz.

İLESAM
(İLİM ve EDEBİYAT ESERİ SAHİPLERİ MESLEK BİRLİĞİ)
GÖLBAŞI İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ
GÖLBAŞI ANADOLU LİSESİ
ANKARA İLİ
İLKÖĞRETİM ve ORTAÖĞRETİMLER ARASI
“ESERE SAYGILI, KORSANA KARŞIYIZ” ADLI
SLOGAN VE LOGO YARIŞMASI SONUÇLARI
SLOGAN YARIŞMASI DERECELERİ
BİRİNCİ: Mustafa Batın YAKIŞIKLI-Etimesgut/Elvankent Bilgi Anadolu Lisesi Öğrencisi
İKİNCİ: Selin ÇELİK-Çankaya Özel Atlantik İlköğretim Okulu Öğrencisi
ÜÇÜNCÜ: Sinem KAHYA-Gölbaşı Anadolu Lisesi Öğrencisi
LOGO YARIŞMASI DERECELERİ
BİRİNCİ:Ali Cem ŞENGÜN-Çankaya Özel Ayşeabla Lisesi Öğrencisi
İKİNCİ: Hasan HAKBİLİR- Gölbaşı Teknik ve Endüstiri Meslek Lisesi Öğrencisi
ÜÇÜNCÜ: Hümeyra TAŞKIRAN-Beypazarı Lisesi Öğrencisi
Amaçladığımız hedeflere ulaşma yolunda, “Esere Saygılı, Korsana Karşıyız” projesine katılan ve katkı sağlayan tüm öğrencilerimizi, yardım ve desteklerini esirgemeyen öğretmenlerimizi, velilerimizi, eğitime hizmet veren çalışanları kutlar, herkese emeklerinden dolayı teşekkür ederiz.
ÖDÜL TÖRENİ
TARİH:26 Nisan 2012 (Perşembe)
SAAT:11.00
YER: Gölbaşı Belediyesi Mehmet Akif Ersoy Kongre ve Kültür Merkezi-Gölbaşı/Ankara
SLOGAN VE LOGO DALINDA ÖDÜLLER :
BİRİNCİYE : Laptop Bilgisayar + Kitap Seti
İKİNCİYE : Netbook Bilgisayar+Kitap Seti
ÜÇÜNCÜYE : Dijital Fotoğraf Makinesi +Kitap Seti

|
|
| İLESAM KÜLTÜR EVİNDE “TANZİMAT SONRASINDA TÜRK ŞİİRİNDE HAZRETİ PEYGAMBER” TEMASI İŞLENDİ (21 NİSAN |
|
|
İLESAM KÜLTÜR EVİNDE “TANZİMAT SONRASINDA TÜRK ŞİİRİNDE HAZRETİ PEYGAMBER” TEMASI İŞLENDİ (21 NİSAN 2012 )

Güncel konuları yakından takip ederek seçtiği değerli konuşmacılarla üyeleri olsun-olmasın etkinliklerine katılan herkese hizmet etmekten ve edebiyata gönül veren dostlarla bir arada olmaktan, keyifli dakikalar paylaşmaktan mutluluk duyan İLESAM, bu hafta da yine güncel bir konuyu Kültür Evine taşıdı.
Bilindiği gibi 14-20 Nisan tarihleri Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (S.A.V) doğum günü olarak kutlanır. Kutlu Doğum haftası 1987 yılında resmileşerek kutlamalar etkin hale getirilmiştir.Bu hafta içerisinde çeşitli salatı şerifler, natı şerifler, hadisi şerifler dile gelir, Peygamberimizin hayatı anlatılır, ilahiler, kasideler, şiirler eşliğinde yâd edilerek yeni, yeni baştan gönüller fethedilir.

İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız, kısa ama özlü açılış konuşmasının ardından etkinliğin konusu olan Tanzimat sonrasında Türk şiirinde Hz.Peygamberimiz üzerine bilgilerini katılımcılarla paylaşması için Prof. Dr. İsmail Çetişli’yi kürsüye davet etti ve böylece İLESAM Kültür Evindeki etkinliğin ilk yarısı başlamış oldu.
Tanzimat sonrasında Türk şiirinde Hz.Peygamberimiz için yazılmış eserler hakkındaki bilgilerini katılımcılarla paylaşan Prof. Dr. İsmail Çetişli konu hakkında şunları söyledi.
“Şairler, Hz.Muhammed’e duydukları sevgiyi, aşkı, bağlılığı ve hayranlığı kendi hissiyatlarını, duygularını, hayâl güçlerini ve inançlarını gülle ilişkilendirerek anlatma yolunu tercih etmişlerdir. İslâmiyet sonrası Türk şiirinde başlayıp giderek yaygınlık kazanan bu geleneksel yaklaşım Ahmet Yesevî, Yûnus Emre, Fuzûlî, Süleyman Çelebi gibi pek çok üstadın kaleminden mısralara yansımıştır.
Tanzimat sonrası dönem, ciddi kırılmalara neden olsa da Hz. Peygamber’den bahseden manzumeler, teşbih ve istiare sanatı içerisinde kendisine yer bularak geleneği sürdürmeye devam etmiş, Peygamber Efendimiz ve gül ilişkisini konu alan eserler edebiyat dünyasında yerini almıştır.
Divan, Halk, Tekke ve Tasavvuf edebiyatında da değerli çalışmalara imza atılmıştır.
Şinasi’den sonra edebiyatın beslenme kaynağı batıdır. Bu değişim Peygamber Efendimiz için yazılan eserlerde de etkili olur, Tanzimat öncesi naat ile başlayan Divan Edebiyatı Tanzimat sonrasında bu gelenekten uzaklaşır. Bu durum Hz.Peygamber için yazılan eserleri bitirmemiş ancak şairin imanına, sevgisine, aşkına kalmış bir hale bürünerek geleneğin baskısı söz konusu olmadığı halde Tanzimat sonrasında da aynı samimiyetle varlığını sürdürmeye devam etmiştir.
Hz. Peygamber için yazılmış eserlerde sevgi ve aşk, özlem, mutluluk ve huzur, şefaat talebi gibi temalara rastlanmaktadır
Necip Fazıl, Arif Nihat Asya, Fehmi Bilgin, Bahattin Karakoç, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ali Ulvi Kurucu, Mehmet Akif Ersoy, Ziya Gökalp gibi üstatlar da birbirinden değerli eserler vermişlerdir.”
Şeyh Galib, Fuzuli gibi önemli şahsiyetlerle aynı bilgi birikimine sahip olmayan bazı şairler tarafından verilen eserlerin ne yazık ki sığlıktan kurtulamadığının altını çizen Çetişli, şairin günahkar, isyankar, asi, aciz gafil, garip, nalan, perişan gibi olumsuz sıfatlarla gelip Hz. Muhammed’den şefaat talep ettiklerini de sözlerine ekledi.

Söyleşi sonrasında İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız katılımlarından dolayı Prof. Dr. İsmail Çetişli’ye bir Teşekkür Belgesi takdim etti.
Etkinliğin ikinci yarısını oluşturan şiir dinletisi Orhan Vergili’nin sunumu ile devam etti. Etkinlik, bahar, aşk temalı şiirlerin yanı sıra şairlerin gönüllerinden dökülen çeşitli ilahiler, deyişler, naatlarla coştu.
Merih Baran, Nurettin Özdemir, Rıfat Kaya, Ertuğrul Yılmaz, İsmet Bora Binatlı, Şener Çelebi, Mediha Uzer, Ayhan Özmen, Tuncer Ulusoy, Ozan Zebuni, Zeki Dağlı, Hikmet Özdemir, Aysel Biçer, Suna Güvel, Sevinç Güven, Murat Duman, Ozan Sevdai, Hüseyin Atmaca, Tuncay Ulusoy, Kemal Arslan, Rabia Gölbaşı, Vedat Fidanboy, Mahir Ünat, Yeter Bektaş, Müzeyyen Keskin, İbrahim Yaman, Tülin Şener, Sibel Unur Özdemir, Orhan Vergili, Elif Kılıç, İlter Yeşilay, Murat Güvendik, Nurettin Gür Ozanoğlu, Ramazan Kurt, Şükrü Anat, Ali Kemal Parıldar, Satı Küçük, Metin Topçu ve Gülhan Yalçınkaya Cumartesi etkinliğine katılan isimler arasındaydı.
Yetişkin katılımcılarının yanı sıra zaman zaman küçük konuklarını da ağırlayan İLESAM Kültür Evi Nurettin Gür Ozanoğlu’nun oğlu Ali Merdan OZANOĞLU saz çalarak seslendirdiği “Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı” türküsü ile coştu.
Ve…Şiirin, edebiyatın, sanatın, kültürün konuşulduğu, şiirlerin okunduğu bir İLESAM Cumartesi etkinliği daha geçti hayatın içinden yüreklerde iz bırakarak.
Haber ve fotoğraflar: Sibel UNUR ÖZDEMİR

|
|
|