Adapazarlı İki Ünlü Çizer; Sami Caner - Osman Suroglu
Fahri TUNA

1951 DOGUMLU SAMİ CANER
İkisi de çizer, ikisi de ünlü, ikisi de 30’un üzerinde ödül sahibi.
Biri Adapazarı’nda büyümüş İstanbul’da yaşıyor, ailesi burada, gelip gidiyor sık sık; Sami Caner.
Diğeri Tunceli’de doğmuş Elazığ’da büyümüş, bu şehirden evlenmiş, 25 yıldır Adapazarı’nda yaşıyor, sanat hayatının tamamı burada geçmiş... Osman Suroğlu.
İki yakın dost, iki güzel insan, iki naif insan, iki birinci sınıf sanatçı.
Yıllar önce ortak sergi de açmışlardı hatta.
Bu hafta da onları size tanıtayım istedim.

20 Aralık1951’de İstanbul’da doğdu. Akyazı Konuralp İlkokulu, Arifiye İlköğretmen Okulu’ndan (1969) mezun oldu. Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu 2. Sınıftan ayrıldı. Öğretmenlik ve çizerlikle geçindi. İlk karikatürü Ustura’da 1969’da yayımlandı. Ustura, Papağan, Pardon, Yeni İstanbul, Toplum, Cumhuriyet, Gren gazete ve dergilerinde çizdi. İlk ödülü 1973 Akşehir Nasreddin Hoca Karikatür Yarışması 2.’lik Ödülü’nden bu yana 4’ü uluslar arası 36 ödül kazandı. Kitapları: Karikatürleştirebildiklerimizdenmisiniz? (1984), Ivırzıvır (1985) Gözgöregöre (1987), Sizinle Aynı Fikirdeyim (2001), Hoş Geldiniz (2002).


“İNSANOĞLUNUN İÇ DÜNYASINI” ÇİZİYOR

Sayın Sami Caner, siz 36 ödüllü Sakaryalı bir çizerimizsiniz. Öncelikle sormak isterim; neden karikatür?
Düşüncelerimi sanatsal bir biçimde anlatmanın en uygun yolu olarak, karikatürü kendime yakın buldum. Çizgi de yazı gibi yalın bir anlatım yolu. Resimde bu yok. Sonraları da herhalde başka bir işi beceremediğimden karikatürcü oldum. (1)
Karikatüre nasıl başladınız? Kimlerden yardım/eğitim aldınız?
Karikatüre lise sonda başladım (1969). Resim derslerinde yağlıboya ve suluboya resim beceremezdim, ama desenim iyi idi. Önceleri yakın çevremde olup bitenleri gülünç bir biçimde çizmekle başladım.

İLK ÜRÜNÜ USRURA’DA YAYINLANDI

İlk karikatürünüz nerede ne zaman yayımlandı?
O günlerde Günaydın Gazetesi, Ustura adlı bir mizah eki vermekteydi. Bu dergi bir karikatür yarışması açmıştı. Birkaç gülünç çizgimi Ustura’ya gönderdim. Karikatürüm 13 numaralı yarışma karikatürü olarak yayınlandı. Bana 100 lira gönderdiler. O zaman haftalık harçlığım 2,5 liraydı. Bu iş hoşuma gitti. Sonraları Ustura’da başka karikatürlerim de yayınlandı.
Ürünleriniz hangi gazete ve dergilerde yayımlandı?
Ustura’dan sonra Papağan, Pardon, Toplum dergilerinde, Yeni İstanbul ve Cumhuriyet gazetelerinde çizdim.

36 ÖDÜL 5 KİTAP

İlk olarak ne zaman hangi ödülü kazandınız?
Karikatüre başladığım yıllarda dünyada da, bizde de yarışmalar çok azdı. 1973’te Akşehir’de Nasreddin Hoca adına ilk kez düzenlenen karikatür yarışmasına katıldım ve ikincilik ödülü aldım.
İlk yayımlanan kitabınız hangisidir?
İlk kitabım Cumhuriyet Gazetesinde yayınlanmış olan çizgilerimden seçilerek düzenlenen “Karikatürleştirebildiklerimizdenmisiniz?” (1984) adlı kitap.
Diğer kitaplarınız hangileri?
Ivırzıvır (1985), Gözgöregöre (1987), Sizinle Aynı Fikirdeyim (2001), Hoşgeldiniz (2002).
Şu ana kadar ulusal/uluslar arası kaç ödülünüz var?
Dördü uluslar arası yarışmalarda olmak üzere 36 ödülüm var.


SANATINI YAŞADIĞI ÇEVRENİN ÇELİŞKİLERİ BESLİYOR

Ödülleriniz arasında sizde en çok iz bırakan hangileridir?
İlk ödülün yeri başka.
Sanat ve ödül kavramlarına nasıl bakıyorsunuz?
Ödüller sanat insanları için itici güç oluşturuyor. Ancak sadece aldığı ödüllere bakarak, bir sanatçıyı değerlendirmek doğru olmaz. Ödüllerin belli bir kaliteyi gösterdiği doğru olsa da, ilke olarak yarışmalara katılmayan çok başarılı sanatçılar da var. Önemli olan bazı yarışmalarda ödül almak uğruna, sanatçının kendi çizgisini bozmaması.
Sanatınızı besleyen kaynaklar nelerdir?
Öncelikle içinde yaşadığım çevre. Bu çevrenin çelişkileri. Önemli sayılan önemsiz şeyler. Sıkıntılar ve bunları aşma isteği. Ve dünyanın neresinde yaşıyor olursa olsun insan.

YAPTIĞI ŞİİRSEL BİR MİZAH

Sami Caner çizgilerinin belirgin özellikleri nelerdir?
İnsanoğlunun iç dünyasını, çizgiyle ve çok ince bir mizahla, şiirsel bir mizahla dile getirmek. Yalın, tam anlatmak istediğimi anlatacağım kadar çizmek ve bu çizgileri çok yumuşak, çok şiirsel, çok duygusal çizmek. Konuları tam can alıcı noktasından yakalamak. Önem verdiğim bu. Ve karikatürün bir resim tadı, bir grafik tadı vermesi.
Büyük ustalardan etkilendiniz mi? Gırgır, Ustura, Leman gibi dergilerin fonksiyonu sizce nasıldır?
50 kuşağı çizerlerinden çok şey öğrendim. Onlar Türk karikatüründe devrim yaptılar. Tüm zorluklarına karşın, çizgiyle mizahın temellerini attılar ve bu anlayışın güzel örneklerini verdiler. Sonraki kuşaklara örnek oldular. Bana kağıt verdiler, kalem verdiler, akıl verdiler. Kimi mizah dergilerinde çizmedim. Bu dergilerde kendimi geliştireceğime pek inanamadım. Yayınlamak adına çizgimi değiştirmeyi veya kaydırmayı düşünmedim. Bazen yayınlamamayı göze aldım. Sulu mizahla olayların özünden kaçmadım. Bu yüzden mizah dergileri benim anlayışımın dışında.

TÜRK ÇİZERLERİ BAŞARILI

Türk karikatürü sizce nereye gidiyor?
Dünyaya Türk karikatürünü tanıtan çizgiler, gerçekte mizah dergilerinin dışındaki karikatürler. Çizgiyle mizah anlayışını sürdüren karikatürcüler, uluslar arası alanda Türk karikatürünün başarısını gösterdiler ve gösteriyorlar. İyi karikatür yapılan bir ülke olarak, Türkiye’de düzenlenen uluslar arası karikatür yarışmalarına bu nedenle katılım yüksek oluyor.
Yaşı yarım asrı aşan bir sanatçı olarak; elbette ki bir çok ilginç anınız vardır. Birini anlatabilir misiniz?
Bir gün tanımadığım biri telefonumu bulmuş, beni aradı. Eski kitaplarımı sahaftan almış. Onları imzalatmak için de evime gelmek istediğinin ısrarla iletti. Dört, beş aramadan sonra pes ettim. Buyrun, dedim. Sohbetten sonra bana “size bir sürprizim var” dedi. Bir dosya çıkardı. Aldım. İçinde benim 30 yıl önce Ankara’da yayınlanan Toplum dergisinde yayınlanmış 40 kadar karikatürümün orijinalleri vardı. Şok geçirdim. Dergi kapandıktan sonra benim karikatürler sahaflara düşmüş, İstanbullara gelmiş, konuğum onları satın almış. Tabii ki onları bana vermedi, ama sonra birer kopyalarını gönderdi.

OSMAN SUROĞLU
(Fotoğraf: Fahri Tuna)

OSMAN SUROĞLU KİMDİR?

1955 Tunceli Pertek doğumlu. Elazığ D.M.M.A.’dan inşaat mühendisi olarak mezun olduktan sonra; Bayındırlık Bakanlığı’nda bir yılı Van’da, bir yılı Sakarya’da iki yıl mesleki görev yaptı. Askerliğinin ardından Zafer bilim araştırma dergisinde 15 yıl süreyle idare müdürlüğü yaptı. 1979 yılından itibaren Adapazarı’nda yaşamaktadır. 2000 - 2001 yıllarında bir grup sanatçı arkadaşıyla birlikte Simetri Sanatevi’ni yürüttü. Halen özel grafik atölyesinde çalışmalarını sürdürüyor.

“KARİKATÜR RESMİN ŞİİRİDİR”

Bir cümleyle karikatür nedir Osman Bey?
Karikatür, resmin şiiridir. Bir ressamın tabiriyle, dünyayı gülünç olmaktan kurtaran bir sanattır. (2)
Cumhuriyet dönemi Türk karikatürleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Semih Balcıoğlu, Turhan Selçuk, Ali Ulvi, Tan Oral, Yalçın Çetin, Oğuz Aral, Ferruh Doğan ağabeyler, Cumhuriyet dönemi Türk karikatürünün öncüleridir; bugün ise, Salih Memecan, Haslet Soyöz, Yalçın Turgut, Sami Caner, Vehip Sinan, Hasan Kaçan; daha gençlerden Dağıstan Çetinkaya, karikatürümüzün iyi ve başarılı temsilcileridir.
Yazılı ve yazısız karikatür hakkında düşünceleriniz?
Türk karikatürünün ilk yıllarında tamamen konuşmaya dayalı karikatürler çiziliyordu. Hatta çizgi, garnitür gibi tamamlayıcı özellik taşıyordu. Cemal Nadir’le yazı en aza indirilmiştir. Günümüzde yazısız karikatürün çok başarılı örnekleri sergilenmektedir.

İLK ÜRÜNÜM GIRGIR’DA YAYINLANDI

Karikatürle ilginiz nasıl başladı ve gelişti Osman Bey?
Elazığ Lisesi ikinci sınıfındayken, resim öğretmenimiz Eftal Kurtuluş’un tesiriyle karikatüre yöneldim. O sıralar şiire de çok meraklıydım. İlk iki yıl karikatürlerim okulun duvar gazetesinde yayımlanıyor, Ustura ve Gırgır dergilerini çok yakından takip ediyordum. Başımızda hoca yok, yol gösterici de yok; sadece dergilerden gördüğüm kadarıyla gelişmeye çalışıyorum.
İlk karikatürünüz nerede ve nasıl yayımlandı?
1975 yılında, Gırgır dergisine karikatürlerimi göndermiştim; Oğuz Aral, genç çizerler köşesinde benimle ilgili olarak “İstanbul’a geldiğinizde uğrayın” diye bir not düşmüştü. Üniversite öğrencisiyim; bir vesile yaz tatilinde İstanbul’a gittiğimde Oğuz Aral’a uğradım. Çok ilgi gösterdi, “çizgin güzel ama teknik bakımdan yetersiz” diyerek bana malzemeler hediye etti. Aynı gün çizip tekrar getirmemi istedi; çizip götürdüm, çok beğendi, 5 lira telif ücretini ödeyerek o sayıda yayımladı.

21 YILDA 21 KİŞİSEL SERGİ

Ürünleriniz daha çok hangi dergi ve gazetelerde yayımlandı?
Gırgır’da 3-4 tane daha yayımlandı. Ben çizgiye dayalı yazısız karikatüre yöneldiğim için, Gırgır da daha çok yazılı karikatür yayımladığından, orada fazla devam edemedim; gazetelere yöneldim.Yeni Asya gazetesinde sıkça karikatürlerim yayımlanmaya başladı. Bilahare Çarşaf, Zafer, Türk Edebiyatı gibi dergilerle, Zaman ve Yeni Şafak gazetelerinde sürekli çizdim. Öte yandan 1997-98 yıllarında TRT’deki bir psikoloji programına karikatürler çizdim. 2001’den bu yana genel sanat yönetmenliğini yürüttüğüm Irmak dergisinde de bir çok eserim yayınlandı.
Zannediyorum bir çok kez de sergileriniz açıldı?
İlk sergim Adapazarı Vilayet Binası’nın zemin katında Vali Hayri Kozakçıoğlu zamanında 1985 yılında açıldı. Konu da “uyuşturucu”ydu. İlk sergimden bu yana geçen 21 yıllık süre içerisinde 21 kişisel sergim açıldı, 5 de karma sergiye katıldım.

7 KİTABI YAYIMLANDI

“Çizgiyi Aşıyorum”la çizgiyi ne kadar aşabildiniz Osman Bey?
İlk kitabım, daha doğrusu kitapçığımın adı “Çizgiyi Aşıyorum”, aynı zamanda bir sergimin adıydı; 1987’de yayımlandı. Renkli olarak basılan ikinci kitabım “Karikatür Albümü” 1995’de, üçüncü kitabım “Kuşlar” ile dördüncü kitabım “Mehmed” 1998’de, beşinci kitabım “Göndermeler” 2000’de, altıncı kitabım “Çocuksu” 2005’de ve yedinci kitabım “Osman Suroğlu Karikatürleri” 2005’de yayımlandı. Bunun dışında ortaklaşa on iki kitabım yayımlandı: Mahir Duman’la “Harman”, “Güller ve Dikenler” ve “Güldüren Düşünceler”, Cüneyd Suavi ile “Mucizeler”, “Küçük Yaştaki Adamlara Büyük Boydaki Bilmeceler” ve “İki Çuval Altın”, Gürbüz Azak’la “Meşhurları İlk Görüşüm”, İ. Erdinç Şumnu ile “Hatıralar”, Ali Suad’la “Düşündüklerim”, Hamza Tekin’le “Zemzem”, ayrıca “Düşünceler” ve “Atasözleri.” En büyük emelim, sevgi dolu çocuk kitapları yapmak...

ULUSAL VE ULUSLAR ARASI 33 ÖDÜL

Osman Bey; 30 yılı aşan sanat hayatınızda bir çok ödül kazandığınızı biliyoruz. ödülleriniz hakkında bilgi verir misiniz?
İlk ödülümü 1987 yılında, “Kadın ve Aile” dergisinin karikatür yarışması birinciliğiyle kazanmıştım. Geçen süre içerisinde 33 ödül kazandım. En önemlileri; Belçika’daki Casino Beringen Uluslar arası Karikatür Yarışması’nda 1993’de birinci oldum. Aynı yarışmada sonraki yıl seçici kurul üyeliğine çağrıldım. 1996’da dünyanın en büyük yarışması olan Japonya Yomiuri Karikatür Yarışması’nda şeref madalyası ve 2001 ABD World Fastest Clown Yarışması’nda mansiyon ödülü kazandım. Ulusal ve uluslar arası bir çok yarışma albümünde karikatürlerim yer aldı.

“KARAMSARLIĞA YER VERMEM”

Osman Suroğlu’nun karikatürlerini diğer sanatçıların ürünlerinden ayıran en önemli özellikler nelerdir?
Genellikle yazısız olması... Karamsarlığa ve belden aşağı esprilere yer vermemesi.. Sade ve az çizgi kullanılması. Daha çok insanın anlatılması. Ayrıca elden geldiğince evrensel mesajlar vermesi..
Karikatürlerinizi besleyen kaynaklar nelerdir?
Çevre ve hadiseleri izlemek ve gözlemek... Benim en büyük kaynağım, okuduğum kitaplardır. Mesela bütün İslam Klasikleri... Mesela, Hermann Hesse’nin kitapları..
Karikatür dışında hangi sanat dalları ile ilgilisiniz?
Özellikle stilize hat, suluboya resim ve grafik resim çalışmaları yapıyorum. Bir çok kitap kapağı yaptım. Ayrıca logo çalışmaları yapıyorum.

“GENÇLER, BOL BOL OKUSUNLAR
VE USTALARI TAKİP ETSİNLER”

Irmak dergisinin grafik ve mizanpajı hakkında ne düşünüyorsunuz.
Kurucuları arasında yer aldığım Irmak dergisinin yayın kurulu, bana da derginin mizanpaj ve grafik görevini verdiler. Yani 6 yıldır derginin genel sanat yönetmenliğini de yürütüyorum. Çok fazla zaman ayıramamakla birlikte, arkadaşlarımın da desteğiyle; rahat okunan, sade ve gösterişsiz, sevimli bir dergi çıkartmaya çalışıyoruz.
Karikatüre meraklı gençlere neler önerirsiniz?
Maliyeti en düşük sanatlardan birine yöneldiklerini bilmelerini isterim. Ustaları ve dergileri yakinen takip etsinler ve bol bol okusunlar. Kapım bütün gençlere açık.

OSMAN SUROĞLU
(Fotoğraf: Fahri Tuna)

--------------
Kaynakça:
1) Fahri Tuna’nın Sami Caner’le yaptığı ve Irmak Dergisi’nin Şubat 2004 (Sayı: 38, sh. 16-17’de) sayısında yayınlanan söyleşisinden güncellenmiştir.
2) Fahri Tuna’nın Osman Suroğlu’yla yaptığı ve Irmak Dergisi’nin Ekim-2001 (Sayı: 10, sh. 12-13’te) sayısında yayınlanan söyleşisinden güncellenmiştir.








Osman SUROĞLU, IRMAK’ın İlk Basın Toplantısında - 17 Ocak 2001-ASM
Soldan: Mustafa Emircan, Osman Suroğlu, Mustafa Turan, Atakan Çelik, Fahri Tuna, Necati Cerrah, Levent Bayrı.
(Fahri Tuna Arşivi)


www.sanatalemi.net


 Okunma Sayısı : 1663         04 Nisan 2008