Mehmet Nuri PARMAKSIZ
Şair - Yazar - İLESAM Genel Başkanı
ANA SAYFA
HAKKIMDA
ÖZGEÇMİŞ
BIOGRAPHY
ESERLERİ
KİTAPLAR
Dinle Kuşların Sesini
Türk Birliğinin Mümkün Yolları
Karanlıkta Bir Işık (A Light in the Darkness)
Şiir-Kültür ve Edebiyata Dâir Denemeler
Süveyda'ya Mektuplar
Kelebek Ömrü
Mahşerin Esrarı
Mahşerin Galibi
Sükûtun Kalbinde
Aşkın Kıyametinde...
Hasretin Narında...
Bencileyin Sözler
Bencileyin Sözler II
Türk Edebiyatında Ağıt Yakma Geleneği
Mahşere Dek
Hasretin Gizi
Hasret, Aşk ve Sükût
Güzide Taranoğlu'nun Yayımlanmamış Mektupları
Gülpınar Dergisi (İnceleme-İndeks)
Eşqde Mecnun Ağlı
Türkiye'de ve Dünyada Telif Hakları
Mogan Şiir Akşamları 2008
Mogan Şiir Akşamları
Anne Konulu Şiirlerden Şeçmeler
ETKİNLİKLER
E-KARTLAR
MEDYA
RESİM GALERİSİ
VİDEO GALERİSİ
İLETİŞİM
Malûmatfürûşluk Adına Dil Cinayeti-Prof. Dr. İskender Pala
/
BİRİKİM AĞACI
Türkçe, günlük hayatta kullanıldığı şekliyle içler acısıdır. İnsanlık tarihinde böylesi mânâsız ve zararlı bir gidişin benzerini bulmaya imkân yoktur. Bir dil, her türlü ifadeye yeterli olduğu hâlde, insanlar onunla ifadeden âciz kalsınlar!.. Olacak şey değil. Ama gelinen sonuç maalesef bu. Artık nesiller birbirini anlamıyor. Dostluklar gerektiği gibi kurulmuyor. Arkadaşlar birbirlerine yabancı. Kullanılan her kelimeyi değişik mânâlara çekmek moda... Birazcık mürekkep yalamışlarımız malûmatfürûşluk adına dil cinayetleri işliyor. Dahası, dünyanın teknik çehresi, ister istemez dil hegemonyasıyla da kendini kabul ettirmekte. En kötüsü de halkın duyarsızlığı, ilgisizliği. Daha daha kötüsü, bu gidişe hız kazandırma gayretinde olanların hangi amaca hizmet ettiklerini bilmiyor -yahut bilerek yapıyor- oluşları. Televizyon kuruluyor, adı Show, gazete eki çıkarılıyor, adı TV Guide; mecmua çıkarılıyor, adı Rapsodi; gıda pazarı açılıyor, adı Şarküteri; şirket kuruluyor, adı Zeker (ortakları olan Zekeriya ile Ercan isimlerinin ilk hecelerinden oluşuyor imiş) ve daha bilmem neler... Tarihte Türkçe hiçbir dönemde böylesine bir drama maruz kalmamıştır. Bence devlet yahut belediyeler, herhangi bir işletme kurulurken ruhsat vermeden evvel isimlerini uzmanlara kontrol ettirmelidir. Nasıl nüfus idareleri çocuklara konulacak isimleri kontrol ediyorsa (!), her yeni doğan şeye ad konurken kontrolden geçmelidir. Eskiden seyyar satıcılar öncelikle ses sınavından geçirilir ve satıcılık yaparken kullandıkları cümleleri ilgili mercilere sunar, sonra sokakta -makam ve ahenk ile- bağırmaya hak kazanırlarmış. Şimdi sokak ilânlarından gazete yazılarına; televizyon spikerlerinden profesörlere kadar herkes birtakım dil yanlışları yapmakta. Artık halk ne yapsın!.. Kısacası Türkçe, günlük kullanımıyla da bir keşmekeşin içinde. Prof. Dr. İskender Pala
Okunma Sayısı :
2082
24 Haziran 2008