Mehmet Nuri PARMAKSIZ
Şair - Yazar - İLESAM Genel Başkanı
ANA SAYFA
HAKKIMDA
ÖZGEÇMİŞ
BIOGRAPHY
ESERLERİ
KİTAPLAR
Dinle Kuşların Sesini
Türk Birliğinin Mümkün Yolları
Karanlıkta Bir Işık (A Light in the Darkness)
Şiir-Kültür ve Edebiyata Dâir Denemeler
Süveyda'ya Mektuplar
Kelebek Ömrü
Mahşerin Esrarı
Mahşerin Galibi
Sükûtun Kalbinde
Aşkın Kıyametinde...
Hasretin Narında...
Bencileyin Sözler
Bencileyin Sözler II
Türk Edebiyatında Ağıt Yakma Geleneği
Mahşere Dek
Hasretin Gizi
Hasret, Aşk ve Sükût
Güzide Taranoğlu'nun Yayımlanmamış Mektupları
Gülpınar Dergisi (İnceleme-İndeks)
Eşqde Mecnun Ağlı
Türkiye'de ve Dünyada Telif Hakları
Mogan Şiir Akşamları 2008
Mogan Şiir Akşamları
Anne Konulu Şiirlerden Şeçmeler
ETKİNLİKLER
E-KARTLAR
MEDYA
RESİM GALERİSİ
VİDEO GALERİSİ
İLETİŞİM
Kocaeli Seka Park'tan şairler geçti
/
BİRİKİM AĞACI
Kocaeli Seka Park'tan şairler geçti
Meryem Aybike Sinan
14 Haziran akşamı Kocaeli Seka Park’ta Türkiye’nin usta şairlerinin geçidi vardı. Türkiye’nin en büyük parkında yine en büyükler ağırlanıyordu. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Kent Konseyi tarafından düzenlenen bu şiir şöleninin bir zamanlar adı sadece sanayi ile, fabrikalar ile, depremle ilintilendirilmiş bir kentte ilk kez yapılıyor olması en dikkat çekici ve ayırt edici özelliği olmasının yanı sıra artık bu şehirde bazı şeylerin hızla değişiyor olmasının da bir göstergesiydi zannımca.
Bir kenti yaşanabilir olmayı ve kendisi kılmayı ilke edinmiş bir Kocaeli Büyükşehir Belediyesi var artık Kocaeli’nde. Şehir artık Lâle Festivali’yle, Şiir Şöleni’yle ve Kitap Okuma Günleriyle dolu dolu günler geçiriyor.
Kocaeli’nde “Seka’da Şiir Şöleni” ulusal anlamda bir ilk… Bunca zaman bir çok şey ihmal edildiği gibi şiir de ihmal ve vurgun yemiş bu kentte. Bir kent düşününüz ki maddi anlamda Türkiye’nin en zengini… Ancak manevi hazlar bakımından yeterince ilgi görmemiş, el değmemiş. Kent insanına unutturulmuş genlerindeki dokunun renkleri ve ahenkleri.
Marketlere, devasa marketlere yönlendirilmiş şehir halkı.
Oysa bu halk başka şeylere acıkmış, başka ulvî zevklerinin var olduğunu ve bu manevi zevklerin içerisindeki yoksulluğu gidereceğinin farkına varmıştır artık... İşte 14 Haziran akşamı İzmit halkı bunu çok güzel bir şekilde gösterdi.
Açık havada yapılan bir şiir şöleninde dinlemeye gelen yüzlerce insandan düşününüz ki çıt çıkmıyor. Pür dikkat program izleniyor. Yeni katılanlar, gidenler, yani ciddi bir insan sirkülasyonu olduğu halde çıt çıkarmıyor bu insanlar. Saygılılar, sevgililer. Şiire hoş geldin diyorlar.
Burada şehrimin insanıyla; İzmitlilerle gurur duyduğumuzu belirtmeliyim.
Programdan bir gün önce yani Cuma akşamı İzmit’e ilk gelen şairimiz Şaban Abak idi. Kendilerini Seka Park Otel’de karşıladık ve otelin çardağında keyifli bir sohbet başladı. Şaban Ağabey çok birikimli, mütevazı, hoşgörülü, büyükle büyük, küçükle küçük olmayı bilen Yunus mizaçlı bir İstanbul beyefendisidir.
Şaban ağabey ile Kent Konseyi Genel Sekreteri sevgili ağabeyim Sedat Yücel derin bir sohbete dalıyorlar ki Bahattin Karakoç çıkıp geliyor. Birden her taraf ıhlamur kokusuyla doluyor. Oldukça sıcak ve neşeli bir İzmit akşamına tanıklık ediyor Körfezin derin suları. Göğsünde şairler uyuyacak bu akşam. Körfez bile farkında sıra dışı misafirlerinin. Serin serin bir meltem ıhlamur kokuları yolluyor bahçenin dallarına, yapraklarına. Yaprak sevinçle hışırdıyor…
Sevgili Nurettin Sezen ve Ruken, Uğurtan Özenç, Seyfettin Karamızrak Hocamız, Mürsel Gündoğdu, Eğitim Bir-Sen ve Memur Sen Kocaeli İl Başkanı Halil İbrahim Keleşoğlu ve Kent Konseyi Genel Sekreteri Sedat Yücel, gece geç saatlere kadar misafirlerimizi yalnız bırakmıyor onlara arkadaşlık ediyoruz hep birlikte...
Cumartesi sabahı erkenden uyanıyoruz.
Az sonra sabah kahvaltısında bütün şairlerimiz bir araya gelecekler. İstanbul’dan ve diğer şehirlerden gelecek olan şairlerimiz var. Sabahleyin ilk gelenlerden birisi, Elazığ’dan canım ağabeyim Nâzım Payam. Onu görünce uzun zamandır göremediğim Nâzım ağabeyin yakın arkadaşlarından olan Yrd. Doç. Dr. Ahmet Turan Sinan ağabeyimi görmüş gibi oluyorum. Nâzım Ağabey, duruşuyla, tavırlarıyla, sözüyle sohbetiyle herkesten tam puan alıyor. Nâzım Ağabey, sağa sola bakınıyor. Gözleri benim dışında birini, aşina bir simayı daha arıyor.
Başımı sallıyorum, yok diyorum… O, gelmeyecek diyorum.
Üzülüyor biliyorum, başını hüzünle yere eğiyor.
Sedat ağabeyin Kayseri’den çocukluk arkadaşı geliyor sonra. Sedat Ağabey, nasıl mutlu nasıl mutlu asla anlatamam. Mahir Sürmelibey, Sedat ağabeyle hasret gideriyor. Ne güzel… Yıllara sarkacak bir dostluk köprüsünün böylesi atılmış olması. Ne mutlu sizlere diyorum…
Sonra İstanbul’dan Yavuz Bülent Bakiler, Sadettin Kaplan, Yaşar İliksiz, Hanifi İspirli, Adem Turan, Hüseyin Akın, Melda Özata, Bestami Yazgan, Ali Hakkoymaz geliyorlar.
Kahvaltı başlıyor.
Herkes öyle ya da böyle birbirini tanıyor. İlimizde yaşayan şairlerimiz de görünüyor. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesinden Prof. Dr. Nejat Gacar ve Tarih bölümünden Yrd.Doc. Dr. Şener Aksu geliyorlar. Nejat Hoca çok cana yakın ve içten birisi. Bana takılıyor ve” Meryemciğim diyor, görüyorsun üniversitede şiir, kala kala bir tıp hocasıyla bir tarih hocasına kalmış” diye espri yapıyor, ancak hocamız tevazu gösteriyor tabii.. Üniversite bünyesinde bir şiir ünitesi kuran, bu birime maddi kaynaklar aktaran, bununla kalmayıp şiire meraklı gençleri ve sanatçıları motive eden, “Gündönümü”adında bir aylık dergiyle bu çalışmaları taçlandıran oldukça güzel ve ciddi çalışmaların baş mimarıdır Nejat Gacar Hoca. Kendilerine buradan sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanımız Seyfettin Karamızrak misafirlerimize gerçekten iyi bir mihmandarlık örneği veriyor. Sevgili hocamız hem iyi bir şair hem de iyi bir ressam. Karakalem çalışmalarıyla adından söz ettiren gerçek bir sanat ve kültür adamı… Sevgili hocama buradan tekrar teşekkür ediyorum.
Yine ilimizin değerlerinden Hakan Koçar Beyefendi de ev sahibi olan şairlerimizden.
Hat ve tezhip sanatçısı arkadaşımız sevgili Nurettin, Özellikle Hanefi İspirli ile bir gönül köprüsü kuruyor. Hanifi Bey biraz rahatsızlanmış... Kendisiyle yeterince ilgilenememiş olabilme ihtimalimiz karşısında buradan haklarını helal etsinler diyorum.
Kahvaltı sonrası Gölcük Yarhisar müzesine gidiyoruz. Burada bizleri Gölcük Belediye Başkanı Sayın Mehmet Ellibeş karşılıyor. Şairlerimizle Körfezin kıyısında çay molası diyor. Mehmet Ellibeş beyefendiye buradan teşekkürlerimi sunuyorum.Tarihi bir geminin üzerimizdeki izi silinmeden Maşukiye yolunu tutuyoruz.
Yavuz Bülent Bakiler, Sadettin Kaplan, Yaşar İliksiz, Mürsel Gündoğdu ile aynı arabadayız. Yavuz Bülent Bakiler ile Sadettin Ağabeyin konuşmaları bizleri gülme krizine sokuyor. Benim için çok da duygu dolu anlar. Çünkü her iki ismi ilkokul yıllarından beri tanıyorum. Daha doğrusu tanışıyoruz. Çocukluğunuzun yıldız isimleriyle aynı arabada aynı ortamlarda edebiyat ve sanat konuşuyorsunuz. Yorumunu sizlere bırakıyorum. Sadettin Kaplan ne kadar esprili sizlere anlatamam. Malatya ağzını benden daha iyi bilmesine mi, Malatya kültürünü detaylı anlatıyor olmasına mı yanayım bilmiyorum. Yaşar İliksiz, sessiz, nazik, sıcak bir insan. Bizim gibi büyüklerin yanında dinlemeyi tercih ediyor o da… Gülümsüyor, gülümsüyor…
Maşukiye’de Yazıcılar Yayla tesisleri bizleri ağırlıyor. Burada AK Parti Kocaeli Merkez İlçe Başkanı Sayın Hüseyin Yusuf Beyefendiyi anmam gerekecek. Çünkü kendileri Maşukiye’li ve misafirlerimizin özellikle Maşukiye’de ağırlanmasını isteyen ve ciddi katkıları olan bir isim. Akşamleyin de bizleri yalnız bırakmayan Sevgili Hüseyin Başkanımıza çokça teşekkürler.
Prof. Dr. Nurullah Genç, işlerinin yoğunluğundan dolayı öğlen yemeğine Maşukiye’de bizlere katılıyor. Yeni bir şeyin farkına varıyorum. Nurullah Genç, durmadan fotoğraf çekiyor. Bu sırrınızı ifşa edeceğim diyorum. Gülümsüyor bir de benim bir resmimi çekiyor.
Yemekler yeniyor. Güzel ve anlamlı bir mekân. Su çağıltıları eşliğinde serin bir ikindi sarkacında şairlerin bulunduğu bir mekânda her şey güzeldir. Bir ara Milli Gazete köşe yazarı Hüseyin Akın, şair Adem Turan ve Haber7.Com’dan gazeteci- şair Yaşar İliksiz ile bir masada toplaşıp sohbet ediyoruz. Adem Turan “Su Medeniyeti “ adındaki yazımı hatırlatıp o yazıyı kendisinin yazamamış olmasından dolayı kıskançlık duyduğunu anlatıyor. Tabii böyle bir iltifatta bir miktar şımarıyor insan. Bayan yazarların âdil olmayan bir alanda yazmaya çalıştığını söyleyip özellikle sol medyada kalem oynatan bayan yazarların daha fazla görüldüğünü anlatıyorum ki Hüseyin Akın “Onlar sadece görülüyor ama siz okunuyorsunuz” diye bilgece bir cevapla taşı gediğine koyuveriyor…
Bestami Yazgan benim hemşehrim. Aslan Malatyalı. Ben de yeni öğreniyorum. Bir de çocukluk arkadaşım Zahide’nin öğretmeni. Zahide’nin aceleden selâmını iletiyorum. Bu selâm uzun zamandır bende. Rahatlıyorum. Selâm sahibine ulaştı…
Sonra Ali Hakkoymaz. Tevazusuyla, nezaketiyle herkesi etkiliyor. Sempatik tavırlarını herkes çok sevmiş. Sedat Ağabey bile sık sık adını zikrediyor.
Sonra zaman yaklaşıyor. Seka’ya döneceğiz. Herkes otobüse biniyor ve yola çıkılıyor. Biz harıl harıl Mürsel Beyi arıyoruz. Yavuz Bülent Bâkiler, Sadettin Kaplan ve Yaşar İliksiz ayaktayız ve bekliyoruz. Off… Sıkıntıdan çatlayacağım. Telefon açıyorum. Bir ara iki vadi arası olduğu için telefon da çekmiyor. Koşa koşa tepeye çıkıyorum. Ayağımdaki topuklu ayakkabılara inat koşuyorum. Yavuz Ağadan fırça yemeye hiç niyetim yok. Neyse tepeden ulaşıyorum. Az sonra görünüyorlar. Nurullah Genç, bana “cezayı bana kes” diyor. Mürsel Beyi meğerse Nurullah Bey baştan çıkarmış. Fotoğraf çekmeye gitmişler.
Zaman akıyor.
Seka Park Otel’e dönüyoruz.
Türk Eğitim Sen Kocaeli İl Başkanı Süleyman Pekin geliyor. Süleyman bey de şehrimizin entelektüel simalarından birisi. Nâzım Payam’ı soruyor. Yavuz Bülent Bâkiler ve Sadettin Kaplan’la koyu bir sohbete dalıyor.
Melda Özata gecenin kraliçesi. Öylesine nazik bir İstanbul Hanımefendisi ki kendisini hayranlıkla seyrediyorum. Buradan Melda hanımefendiye gönül dolusu sevgilerimi sunuyorum.
Şiir şölenini sunacak olan değerli sunucu Bedirhan Gökçe gelmiş. Tanıştırılıyoruz. İsmimi duyar duymaz yeni romanım 1453’ten bahsediyor. “O sen misin?” diyor. “Google’da seni araştırıyordum, kim bu yazar diyordum. Romanını üç günde okuyup bitirdim. Devamını merak ediyorum lütfen bir an önce devamını da yazınız” diyor. Bedirhan Gökçe, oldukça birikimli, entelektüel, kibar birisi. Bütün şairleri tanıyor. Bir çok şairimizin onlarca şiiri ezberinde. Gerçekten işini ustalıkla yapan ve hakkını veren bir isim. Kültürümüz ve şiirimiz adına bir kazanç Bedirhan Gökçe.
Program başlıyor. Bedirhan Gökçe’nin eşsiz sunumuyla Kocaeli halkı tarihinde ilk kez açık bir alanda ulusal şairleri dinleme imkanı buluyor. Ses, sahne, mekân her anlamda mükemmel. Şairler alfabetik sırayla şiirlerini okuyorlar.
Burada bu programın aksamadan organize edilmesinde çok ciddi katkıları olan birinden söz etmeden geçmek istemiyorum. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Sayın Ali Yeşildal beyefendi, Sedat Ağabeyle birlikte uyumlu bir koordinasyonla bir ilki gerçekleştirdiler. Oldukça genç bir Daire Başkanı Ali Yeşildal. İstanbul Üsküdar Belediyesi’nden transfer edilmiş İzmit’in yetiştirdiği gerçek bir entelektüel…. Bütün ekibiyle bütün gün canhıraş çalışan bu gencecik Basın Yayın Daire Başkanı’nı gönülden alkışlıyorum. Takım kravat giyinip protokolün en önüne kurulup, “oldum!” havasına girip rahatına bakabilecekken, sahne arkasında plâketlerle, sunumla ve buradan sayamayacağım bir çok ayrıntıyla ilgileniyor, bünyesi altındaki personeli yönetiyordu. Ben buna bizzat şahidim çünkü aynı kaygıları birlikte yaşadık. Ben Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanımıza (Bilge Yürekli Başkanıma) Sayın İbrahim Karaosmanoğlu’na böylesi bir yeteneği şehrimize getirttiği için teşekkürlerimi sunuyorum. Ali Beyle Kent Konseyi Kültür- Sanat Çalışma Grubu olarak daha bir çok güzel ve anlamlı projeye imza atacağımıza yürekten inanıyorum. İzmit’e hoş geldiniz, hoşluklar getirdiniz ve biliyoruz ki boş gelmediniz Ali Yeşildal…
Özellikle Basın Yayın Müdürü Mehmet Kesen Beyefendiye de sevecen yaklaşımları, nezaketi ve ilgisi için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Her anlamda gerçek bir ev sahibiydi Mehmet bey. Yine (maalesef adlarını unuttum) basın yayının gencecik bayan memurelerine de sonsuz teşekkürler ediyorum.
Evet… Aslında anlatacak çok şey var ama yazımızın da çok uzadığının farkındayım. Gelecek yıl umarım ki “İkinci Seka’da Şiir Şöleni” farklı açılımlarla gelenekselleşecektir. Umudum bu yöndedir. Sedat Yücel ve Ali Yeşildal gibi kültüre ve sanata değer veren, mütevazı kimselerin varlığı bu umudumu körüklemektedir.
Bir daha ki yıl Körfezin serin kıyısında bir şölende daha buluşmak umuduyla…
Her şey şiir güzelliğinde olsun efendim.
http://www.sanatalemi.net/Sayfala.asp?nereye=yazioku&ID=12140
Okunma Sayısı :
1589
30 Haziran 2008