Mehmet Nuri PARMAKSIZ
Şair - Yazar - İLESAM Genel Başkanı
ANA SAYFA
HAKKIMDA
ÖZGEÇMİŞ
BIOGRAPHY
ESERLERİ
KİTAPLAR
Dinle Kuşların Sesini
Türk Birliğinin Mümkün Yolları
Karanlıkta Bir Işık (A Light in the Darkness)
Şiir-Kültür ve Edebiyata Dâir Denemeler
Süveyda'ya Mektuplar
Kelebek Ömrü
Mahşerin Esrarı
Mahşerin Galibi
Sükûtun Kalbinde
Aşkın Kıyametinde...
Hasretin Narında...
Bencileyin Sözler
Bencileyin Sözler II
Türk Edebiyatında Ağıt Yakma Geleneği
Mahşere Dek
Hasretin Gizi
Hasret, Aşk ve Sükût
Güzide Taranoğlu'nun Yayımlanmamış Mektupları
Gülpınar Dergisi (İnceleme-İndeks)
Eşqde Mecnun Ağlı
Türkiye'de ve Dünyada Telif Hakları
Mogan Şiir Akşamları 2008
Mogan Şiir Akşamları
Anne Konulu Şiirlerden Şeçmeler
ETKİNLİKLER
E-KARTLAR
MEDYA
RESİM GALERİSİ
VİDEO GALERİSİ
İLETİŞİM
Akın Akıntürk: "Gerçek sanat kalıcı olur."
/
BİRİKİM AĞACI
Akın Akıntürk: "Gerçek sanat kalıcı olur."
Umut Bulut
Sanatalemi olarak, özgün müzik sanatçısı Akın Akıntürk’le, sanatın nasılı ve niçini üzerine samimi bir söyleşi gerçekleştirdik. Akıntürk, müzik piyasasının içinden biri olarak sanata ve müziğe dair düşüncelerini bizimle hasbi bir şekilde paylaştı. Özellikle popüler müzikle sanat müziği arasındaki doğru dengeyi kurmanın gerekliliği üzerine gerçekleştirdiğimiz bu sohbet, ülkemizde yeni yeni müzik piyasasının içine giren bir kişinin yaşadığı zorlukları ve açmazları ifade etmesi bakımından bize bir takım ipuçları da vermektedir.
Hem bu ülkeye güzel bir şeyler vermek isteyen, hem de piyasanın gerektirdiği açılımları yapmak zorunda kalan bir genç sanatçının yaşadığı duygular bizim için de yol gösterici olacaktır.
Ülkemizde sanatçı olmak zannedildiği kadar kolay bir şey değildir. Kendi ayakları üzerinde durabilen, yaptığı işi gururla toplumla paylaşabilen çok az sanatçı var bu ülkede. Az sayıda sanatçıdan biri de bize göre Akın Akıntürk’tür. Bir sanatçıyla sadece sanatı ve müziği konuşmayabiliriz. Bir ölçüde bu toplumun bir parçası olarak insanî ilişkilerimizi de, millî ve manevî hassasiyetlerimizi de konuşabiliriz. Akın Beyin Eyüp Sultan’da ikamet etmesi hasebiyle bir sanatçı gözüyle Eyüp Sultan’ın manevi atmosferini de konuştuk.
BULUT: Akın Bey biz sizi önce ’Aleyna’ adlı eserinizle tanıdık, şimdilerde Türkiye Biziz adıyla yeni bir çalışma yapmaktasınız. Bize her ikisi arasındaki farkı ve benzer tarafları anlatır mısınız?
AKINTÜRK: Her iki eserde de bu ülkenin duygu altyapısına hitap eden eserler. 'Türkiye Biziz' adlı eserimizde biraz daha popüler bir taraf ağır basmaktadır. 'Aleyna' eserimizdeyse, daha lirik bir hava estirmeye çalıştık.
'Türkiye Biziz'de bu ülkenin bütün değerlerini ayrım yapmaksızın sahiplenme gayreti içine girdik. Bir nevi kampanya müziği gibi oldu. İlk etapta fazla kitleye ulaşamamış olsa da biz bunun semeresini zaman içerisinde alacağımıza inanıyoruz. Klibin bir ayağı Mevlânâ'da, bir ayağı Yunus'ta bir ayağı Hacı Bektaş’ta olsun istedik. Bence de bu ülkenin bu senteze çok ihtiyacı var. Bir bakıma bu ülkenin kader anlarını yansıtmaya çalıştık. Türkiye'de herkes birbirine o kadar çok benziyor ki. Çaresizliklerimiz, acılarımız ve sevinçlerimiz bir birine o kadar yakın ki. Bu kadar ortak değere sahip insanların birbirini ötekileştirmesine bir anlam veremiyorum. Türkiye Biziz'le yansıtılan sese çok ihtiyacımız var gibi. İnşallah bu ses yankısını bulur diye temenni ediyorum.
BULUT: ‘’Türkiye Biziz’’ klibinde sosyal içerikli mesajların verildiğini görüyoruz. Bu bir ölçüde birlik ve beraberliğimizin pekiştirilmesine yardımcı olmayı da amaçlamaktadır. İnsanlar nasıl karşıladı bu eserinizi?
AKINTÜRK: Bu ülkede zıt kutupları bir araya getirmeye çalışmak haliyle riskli bir iş. Sanatçı etiketini üzerinde taşıyan herkesin daha birleştirici ve yakınlaştırıcı bir misyon üstlenmesi gerekiyor. Bu teknoloji çağında ağzınızdan çıkacak her şey dalga dalga kitlelere yayılacağından sorumluluk bilincimiz de o kadar keskin olmalı. Sıradan insanların belki hata yapma şansı vardır. Oysa toplum önündeki insanların bu hataları yapma şansı yoktur. Çünkü siz artık topluma mal olmuş bir insansınız. Sizden etkilenme ihtimali olan insanların sayısı artmıştır. Bu mânâda söyleyeceğiniz her şey seçilmiş olmak zorundadır. Hataen de olsa ağzınızdan çıkacak bir söz kimbilir toplumun nerelerinde kimleri rencide edecektir. O yüzden bir sorumluluğu taşıdığınızın farkında olmak zorundasınız.
BULUT: Eserlerinizdeki mesaj kaygısı sizi özgün müzikte nereye oturtuyor?
AKINTÜRK: Biz bir yandan geleneğimize sahip çıkarken, öte yandan kendimize özgün bir yerde durmaya çalışıyoruz. Israrla birilerine benzemek gibi bir çabamız olmadı ve bundan sonra da olmayacak. Cemal Süreya’nın sevdiğim bir sözü var ''Taklitlerimizden sakınmayın çünkü onlar da güzeldir.'' diyor. Bence bazı esinlenmeler güzel de olabilir. Bunun tekniği ve altyapısı doğru bir zemine oturmalıdır. Israrla birilerine benzemeye çalışırsanız bu ülkeye güzel bir şeyler verme şansınızı da ıskalamış olursunuz. O yüzden önce kendimiz gibi olmaya çalışıyoruz.
BULUT: Ârif Nazım, Osman Öztunç, Hasan Sağındık ve Uğur Işılak gibi özgün müzik yapan sanatçılar var. Bunlar arasında siz kendinizi hangi sanatçımıza yakın hissediyorsunuz?
AKINTÜRK: Bu soruda önceki sorunuzu biraz açma gayreti görüyorum. Ben özgün müzikte çok başarılı sanatçıların güzel çalışmalara imza attığını düşünüyorum. Kendime hepsini yakın hissettiğim kadar, hepsine de eşit uzaklıkta durmaya çalışıyorum. Bizim yaptığımız iş biraz da kendi farkını ortaya koymakla alakalı olduğu için hiç kimsenin gölgesinde durmayı kaldırmıyor.
BULUT: Taraf olmayan bertaraf olur mantığıyla soracak olursak Necip Fazıl’la Nâzım Hikmet’i yan yana getirmek biraz riskli değil mi?
AKINTÜRK: Şimdi burada kullandığınız dil çok önemlidir. İki insanı zorlama bir mantıkla tabiri caizse döve döve bir araya getirmeye çalıştığınızda buradan sağlıklı bir sonuç elde etme şansınız yoktur. Yanyana yaşamak zorunda olan insanları kendi içlerinden geldiği gibi gönüllü bir biçimde bir araya getirdiğinizde ancak bir sonuç alabilirsiniz. Nâzım Hikmet ve Necip Fazıl'ı güzel şiir adına, sanat adına bu toprağın bir parçası olmak adına bir araya getirmeye çalıştığınızda belki bir çıkış yolunu açabilirsiniz.
BULUT: Kalıcı olanla popüler olan arasında doğru bir denge kurmak gerekiyor aslında. Sizce bu denge nasıl kurulabilir?
AKINTÜRK: Bir tarafta güzel bir şeyler yapmak istiyorsunuz, öte tarafta bunun bir geri dönüşümü olması da gerekiyor. Bildiğiniz gibi marifet iltifata tabidir. Burada bu işin üstesinden nasıl geleceğiz? diye bir soru aklımıza düşüyor. Hemen ilk aklımıza gelen isim Barış Manço'dur. Bana göre Barış Manço bu işin sırrını çözmüş çok değerli bir sanatçımızdı. O, bu ülkede hem kalıcı eserler vermiş, hem de çok popüler olmayı da başarmış bir sanatçı. Yaşlı genç herkesin sevgilisi olduğu gibi, eserleri bu gün de ilk gün yazılmış gibi tazeliğinden hiç bir şey kaybetmemiştir bana göre. Bu vesileyle de kendisine Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyorum.
BULUT: Akıntürk Prodüction haliyle ticari bir müessesedir. Sadece sanat kaygısıyla hareket etmenizi tavsiye edenler size biraz da haksızlık eder. Keşke daha çok para kazandıracak popüler işler yapsaydım dediğiniz zamanlar olmuyor mu?
AKINTÜRK: Ticari kaygılar gütmüyorum desem yalan olur. Her işte olduğu gibi bizim işimizde de ticari kaygıları ön plana almak gibi bir mecburiyet var. Bence ticari kaygıdan ne anladığımıza bakmalıyız. Saman alevi gibi parlayıp sönen sanatçıların da aslında ticaretten çok ta anladıklarını söylemek mümkün değildir. Bana kalırsa işinin hakkını veren herkes ticari anlamda daha verimli sonuçlar alacaktır. Uzun soluklu olabilmek için de mutlaka iyi eserler ortaya çıkarmak zorundasınız. İyi eserler için de acele etmiyorum. Sanatın bir demlenme süresi olur. İyice demlenmemiş eserleri belki fazla reklamla veya bir takım polemiklerle meşhur edebilirsiniz. Sonuca baktığınızdaysa, “Keşke daha kaliteli eserler ortaya koysaydım” dediğiniz zamanlar da olabilir.
BULUT: Gümüşhane’den gelmiş bir Anadolu çocuğu olarak, Unkapanı gibi bir kurtlar sofrasından ekmek çıkarmak kolay olmasa gerek. Bu zor şartlar altında Eyüp Sultan’da yaşamanın manevi bir kuvvet verdiği duygusuna hiç kapıldınız mı?
AKINTÜRK: Olmaz mı? Eyüp Sultan bizim manevi dinamiklerimizin başında gelmektedir. Ben hiç bir zaman kendi sektörümüzün merkezi olan Unkapanı çevresinden beslenmedim. Bundan sonra da inşallah çizgimizi korumaya gayret edeceğiz. Bizim için bazı önemli değerler vardır. Bu değerlerin her şeyden önce bizim sanatımızı besleyici özelliği vardır. Bir ölçüde Eyüp Sultan'da yaşamak bize günün yorgunluğunu manevi bir havada atma şansı da vermektedir. Bu mânâda kendimi şanslı hissediyorum.
Annem babam yanımda birlikte birbirimize güç vererek hayata tutunuyoruz da diyebilirim. Bir sanatçı için düzgün bir aileye sahip olmak çok önemlidir. Her şeyden önce durduğunuz yer belli oluyor. Bazı sorumluluklarınızın varlığını her zaman hatırlıyorsunuz. Bu da güzel bir duygu bana göre.
BULUT: Nidayi Sevim Eyüp Sultan’daki mezarlıklar konusunda uzman bir isim onunla Eyüp Sultanı geziyor olmak çok farklı bir duygu olsa gerek neler hissediyorsunuz?
AKINTÜRK: Nidayi Bey Eyüp Sultan'da mezar taşları konusunda uzman bir isim. Bir var ki, yalnız başınıza dolaşırsınız dalından kopmuş bir yaprak gibi, bir de var ki, bilen bir insanın rehberliğinde dolaşırsınız. İkisinin arasında çok ciddi farklar var.
BULUT: Belediyelerin kültür sanat programlarına da katılıyorsunuz. Belediyelerimiz bu mânâda çok başarılı işlere imza atmaktadırlar. Siz olsaydınız ne gibi yenilikler yapılmasını teklif ederdiniz?
AKINTÜRK: Belediyeler kültürel organizasyonlara son zamanlarda ağırlık vermektedirler. Altyapı hizmetlerini tamamlayan belediyelerimiz, kültürel organizasyonlar düzenliyor. Bence oldukça da başarılı işler çıkarıyorlar. Önümüzdeki yıllarda çok daha iyi işler yapacaklarından ben umutluyum. Bence tarihi ve kültürel mekânlar değerlendirilmelidir. Şöyle bir sorunla da karşı karşıya kalıyoruz bazen, çok önemli bir tarihi mekânda bakıyorsunuz lokanta ve mağaza gibi alakası olmayan işlerde kullanılmaya çalışılıyor. Aslında tarihî ve kültürel mekânlar mutlaka kültürel içerikli programlarla değerlendirilmelidir.
BULUT: 2010 İstanbul dünya kültür başkenti çalışmaları var. Sizin de bu mânâda bir çalışmanız var mı? Soruyu şöyle de sorabiliriz. Bu çalışmalara katkıda bulunmayı düşünmez misiniz?
AKINTÜRK: Tabii ki düşünüyorum ben de bu mânâda çalışmalar yaptım ve yapmaya da devam ediyorum. Pek çok yeni projelerimi hazırda bekletiyorum. İlk fırsatta hayata geçirmenin yollarını da arıyorum. Her şey için müsait bir ortama ihtiyaç var bana göre. Hani derler ya şartlar olgunlaşınca… Evet biz de şartlar olgunlaşınca projelerimizi hayata geçireceğiz inşallah. Bana göre bu ülkede insanlar kafalarında pek çok projeler yapıyor. Sonra da bu projeler kafalarda kalmaya mahkûm oluyor. Bence kafadaki proje ele avuca gelecek şekilde somutlaşmalıdır. İlk fırsatta cesaretle insanlar hayallerini hayata geçirmelidir.
BULUT: Son olarak neler söylemek istersiniz?
AKINTÜRK: Eskader'de yazı kurslarını takip ediyorum. Çok güzel ve sıcak bir ortam oluştu. Bana kalırsa bu programlar devam etmeli. Daha şimdiden kendimi Sanatalemi adıyla kocaman bir camianın bir parçası hissetmeye başladım. Teşekkür ederim.
BULUT: Biz de Sanatalemi olarak teşekkür ederiz.
''Türkiye Biziz'' klibini izlemek için tıklayın:
http://www.vidivodo.com/154334/akin-akinturk-turkiye-biziz
MÜZİĞE ADANMIŞ YILLAR
Akın Akıntürk, 1978 yılında Gümüşhane'de doğdu. 1999 yılında ilk albümü “Asi çocuk”u yaptı. 2003 yılında kendi müzik şirketi ''Akıntürk Production''u kurdu. 2006 yılından itibaren, Sigarayla Savaş Derneği'nin kampanya müziklerini yapan sanatçı, sözü ve müziği kendine ait olan ''Dumansız Hayatlar'' eserine iki klip çekilmiş olup, halen tüm televizyon kanallarında ayda doksan dakika yayınlanmaktadır. Bu çalışmalarıyla sanatçı iki kez ''İnsanlığın Gerçek Dostları'' onur ödülüne layık görülmüştür. 2007 yılında yine kendi müzik yapım şirketinden ''Aleyna'' isimli albümünü çıkardı.
2008 yılının Haziran ayında '' Türkiye Biziz'' projesiyle '' Biz Bu Ülkeliyiz, Türkiye Biziz'' kampanyasını başlatan sanatçı, ulusumuzu bütünleştiren ve bizi bir yapan değerleri içinde barındıran klibiyle, ''Türkiye Biziz'' adlı eseriyle büyük bir çıkış yapmaya hazırlanmaktadır. ''Türkiye Biziz'' klibi bu günlerde televizyonlarımızda yayınlanmaktadır. Albümlerinde ağırlıklı olarak kendi beste çalışmaları bulunan Akın AKINTÜRK, yine albüm kliplerini kendisi yönetmektedir. Sanatçının bu güne kadar beş adet klibi yayınlanmıştır.
Sanatçı ağırlıklı olarak belediye, dernek ve kültürel organizasyonlara katılmaktadır.
Sanatçı, konser, düğün ve diğer ektsralar haricinde üç adet kültür konseri projesini seslendirmektedir. Bunlar;
1-) Kahramanlık Türküleri, şiirleri, marşları,
2-) İstanbul'dan Sesler( bilinen İstanbul türküleri ve şiirleri)
3-) Halktan Sesler( halk hikayeleri, halk şiirleri, türküler ve ilahiler)
SANATÇININ BAĞLI OLDUĞU KURULUŞLAR
MESAM (Müzik Eserleri Sahipleri Meslek Birliği)
MÜYORBİR (Müzik Yorumcuları Birliği)
ESKADER (Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği)
SSD ( Sigarayla Savaş Derneği)
SANATÇININ VİDEO KLİPLERİ
Eser: Yarına dair Yapım yılı ve yeri : 1999 Adapazarı
Eser: Dumansız Hayatlar Yapım yılı ve yeri : 2006 Antalya
Eser : Trabzon Karanlık Yapım yılı ve yeri : 2007 İstanbul
Eser: Dumansız Hayatlar Yapım yılı ve yeri: 2008 İstanbul
Eser: Türkiye Biziz Yapım yılı ve yeri : 2008 İstanbul
http://www.sanatalemi.net/Sayfala.asp?nereye=yazioku&ID=12650
Okunma Sayısı :
1059
31 Temmuz 2008